Julio Cortázar – Le Dôme

evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur
bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı
aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz
güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde
yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine
karşı savunur gelip çatan son saatimizin kırılganlığı
aslında aydınlıkta, sessizlik içinde geçirilmesi gerekmektedir
söylenecek ne kaldıysa kaçınmadan söyleneceği yerde
ama hiç de böyle olmadı ve ayrıldık
tam da hak ettiğimiz gibi
kasvetli leş gibi bir kahve köşesinde
yanımız yöremiz kurtçuklarla sigara izmaritleriyle çevrilmiş
acınası öpücüklerimizi çöken geceye katarak


A la sospecha de imperfección universal contribuye
este recuerdo que me legas, una cara entre espejos y platillos
sucios.
A la certidumbre de que el sol está envenenado,
de que en cada grano de trigo se agita el arma de la ruina,
aboga la torpeza de nuestra última hora
que debió transcurrir en claro, en un silencio
donde lo que quedaba por decir se dijera sin menguas.
Pero no fue así, y nos separamos
verdaderamente como lo merecíamos, en un café mugriento,
rodeados de larvas y colillas,
mezclando pobres besos con la resaca de la noche.


Julio Cortázar (26 Ağustos 1914 – 12 Şubat 1984), Belçika’nın Brüksel kentinde Arjantinli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. I. Dünya Savaşı’nın etkileri nedeniyle ailesi kısa süre sonra İsviçre ve İspanya üzerinden Arjantin’e döndü; Cortázar çocukluğunu Buenos Aires yakınlarındaki Banfield’da geçirdi. Henüz küçük yaşlarda edebiyata ilgi duyan yazar, öğretmenlik eğitimi aldı ve uzun yıllar kırsal bölgelerde öğretmenlik yaptı. Daha sonra Mendoza Ulusal Üniversitesi’nde Fransız edebiyatı dersleri verdi ve aynı dönemde çevirmen olarak çalışmaya başladı.

1940’lı yıllarda öyküleri ve eleştiri yazılarıyla edebiyat çevrelerinde tanınmaya başlayan Cortázar, Juan Domingo Perón yönetimine yönelik eleştirileri nedeniyle 1951 yılında Arjantin’den ayrılarak Paris’e yerleşti. Yaşamının geri kalan büyük bölümünü Fransa’da geçiren yazar, UNESCO’da serbest çevirmen olarak çalıştı. Fransızca ve İngilizceden yaptığı çeviriler, özellikle Edgar Allan Poe’nun eserlerini İspanyolcaya kazandırması, onun edebiyat anlayışını da derinden etkiledi. Latin Amerika’da 1960’lı yıllarda yükselen “Boom” kuşağının en önemli temsilcileri arasında yer aldı.

Cortázar, gerçek ile düşü, gündelik yaşam ile olağanüstüyü ustalıkla iç içe geçiren anlatımıyla modern dünya edebiyatının en özgün yazarlarından biri kabul edilir. Başyapıtı Seksek (Rayuela, 1963), doğrusal olmayan yapısı ve okuru metnin kurucu unsurlarından biri hâline getiren kurgusuyla roman sanatında çığır açmıştır. Bunun yanı sıra Bestiario, Las armas secretas, Final del juego ve Todos los fuegos el fuego gibi öykü kitaplarında fantastik öğeleri varoluşçu sorgulamalarla buluşturarak kendine özgü bir anlatı evreni kurmuştur. 12 Şubat 1984’te Paris’te yaşamını yitiren Cortázar, geride yalnızca Latin Amerika edebiyatını değil, çağdaş dünya edebiyatını da derinden etkileyen zengin bir külliyat bırakmıştır.

Her ne kadar daha çok romancı ve öykücü kimliğiyle tanınsa da Julio Cortázar, şiiri edebi üretiminin vazgeçilmez bir parçası olarak görmüştür. Gençlik yıllarından yaşamının sonuna kadar şiir yazmayı sürdüren Cortázar’ın şiirleri; aşk, yalnızlık, zaman, bellek ve sürgün duygusu etrafında şekillenir. Dildeki ritim ve ses olanaklarını ustalıkla kullanan şair, gündelik ayrıntıları metafizik sorgulamalarla buluşturan lirik bir söyleyiş geliştirir. Şiirleri, düzyazısındaki deneysel tavrın izlerini taşımakla birlikte daha kişisel, kırılgan ve içe dönük bir sesin öne çıktığı metinler olarak değerlendirilir.

En Yeniler

9. Çevrimdışı Şiir Festivali “Savaşta Ne Yaptın, Baba?” Temasıyla 5-7 Kasım’da

IX. İstanbul Çevrimdışı Uluslararası Şiir Festivali, 5–7 Kasım 2026...

Sercan Kerinç İle “Aradalıklar” Üzerine Söyleşi

Sercan Kerinç’in ilk şiir kitabı “Aradalıklar”ı okuduğumda, kitabın adının...

Studiod’ART, Sanat ve Edebiyat İçin Yola Çıkıyor

Berkay Öktem’in kuruculuğunu üstlendiği, yazar Altay Öktem’in danışmanlığını yaptığı...

Tüm Müdahalelere Rağmen – Hasan Ay

“dabülü dabülü dabülü bomba, bomba bomba.” Ahmet Kesinkılıç’a Tam 14 yıl...

Çağlar Ilgın Sakaoğlu’nun İlk Şiir Kitabı “Anti” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağlar Ilgın Sakaoğlu’nun ilk şiir kitabı Anti, 160. Kilometre...

Bir Arabanın Otopsisi: İrfan Alış’ın Satılık Araba’sı

Bir otomobilin sileceklerinden müzik çıkar mı? Çıkar. Peki, bir...

Benzer İçerikler

Iryna Shuvalova – Konuşma

konuşmak artık el yordamıyla gerçekleşiyor geceleyin böğürtlen toplar gibi bahçenin sınırları silinirken karanlığın sınırları belirginleşiyor konuşmak artık azıcık heves, azıcık cesaret evden çalı dibine taşınırken ayaklara dökülen su dolu bir tekne kadar ağır konuşmak görünmez...

Evgeniy Abdullayev – Ocak Dörtlükleri

1 Tanrıların savaşı sona erdi. Yalnız ölülerekaldı ölülerin arasında hareket etmekve onların çınlayan bedenlerinicam şişeler gibi toplamak. 2 Sabah savaş alanına çıkarsınve beyazı solursun. Yalnızca kuşlar.Ama onlar...

Galal el-Behairy – Doğum Günüm

Yarısı geçti, Yarısı öldü. Yarısı sessizce kayıp gitti parmaklarımın arasından, Dokunduğumu bile hissetmeden, Soluyamadan. Yarısı geçti. Geride bir seraptan başka bir şey kalmadı Bedenin içindeki ruhun aynasında, Beni ağır ağır yutan bir...