Galal el-Behairy – Doğum Günüm

Yarısı geçti,
Yarısı öldü.
Yarısı sessizce kayıp gitti parmaklarımın arasından,
Dokunduğumu bile hissetmeden,
Soluyamadan.
Yarısı geçti.
Geride bir seraptan başka bir şey kalmadı
Bedenin içindeki ruhun aynasında,
Beni ağır ağır yutan bir zamanda…
Sanki bir mezarlık bekçisi gibi.
Yarısı tamamlandı,
Yarısı bitti.
Hâlâ burada kalan ise,
Ölüp gidenin kesin bir kanıtı.

Bu gece, tüm geceler gibi bir gece,
Hiçbir farkı yok,
Zifiri karanlığının derinliği dışında.
Ve bir hapishane hücresinin kapıları,
Tıpkı hücrenin kendisi gibi;
Tam genişleyecek derken
Yeniden daralan…
Bu da başka bir rüya,
Parmaklarımın arasında yanıp tutuşan.
Göğüs kafesimin içinde… acı bir yangın.

Bu gece benim doğum günümdü.
Keşke yetişebilseydim ona,
Yetişebilseydim keşke;
Özgürce,
Başım dik ve serbest…
Ne mumlar vardı,
Ne şarkılar,
Ne de detone seslerin neşeli korosu…
Ama yine de mutlu.

Bir ayna da yoktu;
Bakıp da sakalıma yavaşça çöken akları,
Ve onun karşısında yenilip çekilen siyahları göreceğim…

Girseydi sevgilim içeri, derdi ki:
“Neden yüzük asık böyle?
Gülümse be çocuk,
Bu gece senin doğum günün,
Bu gece bayram!”

Ama bayram değildi.
Ne gülen yüzler vardı,
Ne de masum kalbimde bir dileğe yer açmak için
Gökyüzünden kayan bir yıldız.
Ne yollarda bir yolculuk vardı,
Ne de dostça bir göz kırpmanın ardından
Sırtımı dayayabileceğim sağlam bir omuz.

Ve orada bir melek,
Yalnızlığını paylaşacak birini beklerken
Dedi ki: “Beyim, adımların
Ruh dolu bir kalabalık gibi.
Cesur ol!”

Ama gerçek şu ki…
Hiçbir şey olmadı.

Gece diğer tüm geceler gibiydi,
Bir şey dışında…
Sona erdiğinde,
İçimdeki şeyler kıpırdadı.
Eski, çok eski şeyler;
Zamanı geçip gitmiş, yıkayıp temizlediğimi sandığım…
Onların arasından,
Umut bana ihanet etti.

Ben ki, umudun son kırıntısını da
O son hapishane kapısında kaybettiğimi sanıyordum;
Umut bana ihanet etti.

Harika hediyeler alamamanın
(Oysa bütün hediyeler harikadır)
Çocukça bir hayal kırıklığıyla;
Ve duyamamanın ezikliğiyle,
Herkesin o iltifat dolu sözlerini…
Hem de ne çok iltifat!

Çok eskilerde kalan her şey,
Hâlâ gelecek olanın ve yaşayacak olanın yanında
Bir hiç sayılır.
Pek çok şey
Beklenir, belki de sonsuza kadar;
Ama bizim diğerlerine benzemeyen bir günümüz var:
Ben bu rakamdan
Bin yaş daha genç durumdayım.
Ve hâlâ zamanım var hayatımda;
Tam bin yıla varan,
Ve bir o kadar söylenecek söze…


يوم ميلادي

النص فات
النص مات
النص عدى من بين صوابعي من سكات
و بدون ما ادرك ملمسه
و أتنفسه
النص فات
مش باقي منه غير سراب
في مراية الروح في الجسد
في زمان بيحضرني في أناة
كأني مشاهد مقبرة
نصه اكتمل
نصه أتعمل
اما اللي باقي دليل مؤكد
على اللي مات

ودي لليلة تشبه لليالي كلها
لم تختلف
إلا ف سواد لونها العميق
وابواب زنزانة
كالزنزانة نفسها
لا تتسع
إلا عشان ترجع تضيق

و ده حلم ثاني
ما بين صوابعي بيحترق
جوه الضلوع .. مر الحريق

كان عيد ميلادي الليلة
كان نفسي الحقه
لو الحقه
حر
طليق

ولا كان شموع
ولا كان غنا
ولا صوت نشاز وسط الغنا
لكن سعيد

ولا كان مراية
ح ابص فيها و اكتشف
زحف البياض ع الدقن
بشويش و انهزم
لجله السواد

تدخل حبيبتي تقول
مكشر ليه كده
اضحك يا واد
يوم ميلادي
دي الليلة عيد !

ف ما كانش عيد
ولا كان وجوه مبتسمة
ولا نجم ساقط من السما
بيسيب مكانه الأمنية
فقلبي البريء

ولا كان فيه رحلة على الطريق
ولا كتف جامد
بعد غمزة من صديق

و ملاك هناك
مستنى حد يونسه
قال يا معلم خطوتك
قوم روح لها
خليك جريء

أما الحقيقة إنها…
ما حصلش شيء

كانت ليلة تشبه لليالي كلها
غير إنها
لما انتهت
اتحركت
أشياء قديمة قديمة
كنت نظفتها
راحت و عدى وقتها

من ضمنها
خاني الامل
أنا ياللي فاكر
إن آخر حبة منه فقدتهم
على عتبة السجن الأخير
خانني الامل

إحباط طفولي من عدم
نيل الهدايا المدهشة
كل الهدايا مدهشة
ومن عدم
سماع مجاملات الجميع

عن اد ايه
كل اللي عدى من زمن
لا يحتسب جنب اللي جاي
وبإنه لسه في الحياة
أشياء كثير
مرصودة يمكن الأزل
ولدينا لها يوم سواي

وباني اصغر من الرقم ده
بألف عام
يوم ميلادي
وبأني لسه باقيلي مده
في الحياة
ييجي ألف عام
وما يشابه
كل هذا من الكلام


Galal el-Behairy sanatsal üretimi ve ifade özgürlüğü mücadelesi nedeniyle Mısır rejiminin hedefi haline gelen, çağdaş Arap edebiyatının en dikkat çeken şair, şarkı sözü yazarı ve aktivistlerinden biridir. 27 Haziran 1990 doğumlu olan el-Behairy, edebi kariyerine genç yaşta adım atmış ve toplumsal meseleleri, özellikle de kadın haklarını, özgürlük arayışını ve otoriter sistemlerin birey üzerindeki baskısını işleyen eserleriyle tanınmıştır. Şair, 2015 yılında yayımladığı Masna’a El Karasy (Sandalye Fabrikası) ve 2017 tarihli Segn Bel Alwan (Renkli Hapishane) adlı şiir kitaplarıyla Mısır’da geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başarmıştır. 
Edebi başarısının yanı sıra el-Behairy, 2011 Mısır Devrimi’nin simge isimlerinden biri olan ve sürgünde yaşayan muhalif müzisyen Ramy Essam ile yaptığı işbirlikleriyle adını duyurmuştur. Şairin kendi şiirine de adını veren “Segn Bel Alwan” eseri, Essam tarafından bestelenerek dünya çapında kadının baskıya karşı direnişini selamlayan büyük bir hite dönüşmüştür. Ancak el-Behairy’nin hayatı, 2018 yılının başlarında Ramy Essam ile birlikte imza attığı “Balaha” adlı siyasi hiciv şarkısının sözlerini yazmasıyla tamamen değişmiştir. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi rejimini sert bir dille eleştiren bu şarkının internette yayılmasından sadece günler sonra şair, 5 Mart 2018’de Kahire Uluslararası Havalimanı’nda yurt dışına seyahat etmek üzereyken tutuklanmıştır.
Tutuklanmasının ardından bir hafta boyunca zorla kaybedilen ve bu süreçte ağır işkencelere maruz kaldığı bildirilen el-Behairy, sivil mahkemeler yerine bir askeri mahkeme karşısına çıkarılmıştır. Mahkeme, şairin askeri yapıyı eleştirdiği ve yayımlanmadan önce el konulan Dünyanın En Güzel Kadınları adlı şiir derlemesini gerekçe göstererek ona “yalan haber yaymak” ve “orduya hakaret etmek” suçlarından 3 yıl hapis cezası vermiştir. Şair, bu adaletsiz cezayı Kahire’deki zorlu hapishane koşullarında çekmiş ve yasal ceza süresini Temmuz 2021 itibarıyla tamamen tamamlamıştır. 
Ancak cezasını bitirmesine rağmen özgürlüğüne kavuşamamış, Mısır hükümetinin siyasi muhalifleri içeride tutmak için sistematik olarak uyguladığı ve “döngüsel gözaltı” (tadweer) olarak bilinen bir hukuksuzluğun kurbanı olmuştur. Serbest bırakılacağı gün yeniden gözaltına alınarak hakkında “terör örgütü üyeliği” gibi asılsız iddialarla ardı ardına yeni davalar açılmış, böylece mahkeme öncesi tutukluluk süresi yasal sınırları aşacak şekilde süresiz olarak uzatılmıştır. Hapishanede maruz kaldığı tecrit, kitap ve yazım materyallerine erişim yasağı gibi insan hakları ihlallerine karşı el-Behairy, sesini duyurabilmek amacıyla dönem dönem hayati tehlike arz eden açlık grevleri düzenlemiştir. 
Bugün hapisteki 8. yılını geride bırakan Galal el-Behairy, parmaklıklar arkasından yazdığı direniş şiirleriyle uluslararası kamuoyunda ifade özgürlüğünün küresel sembollerinden biri haline gelmiştir. PEN International başta olmak üzere dünya çapındaki pek çok hak örgütü onun serbest bırakılması için aralıksız kampanyalar yürütmektedir. Bu uluslararası dayanışmanın bir sonucu olarak şair, adaletsizliğe karşı kalemiyle gösterdiği cesaret nedeniyle PEN America tarafından saygın 2025 PEN/Barbey Yazma Özgürlüğü Ödülü‘ne layık görülmüştür. 

En Yeniler

Sercan Kerinç İle “Aradalıklar” Üzerine Söyleşi

Sercan Kerinç’in ilk şiir kitabı “Aradalıklar”ı okuduğumda, kitabın adının...

Studiod’ART, Sanat ve Edebiyat İçin Yola Çıkıyor

Berkay Öktem’in kuruculuğunu üstlendiği, yazar Altay Öktem’in danışmanlığını yaptığı...

Tüm Müdahalelere Rağmen – Hasan Ay

“dabülü dabülü dabülü bomba, bomba bomba.” Ahmet Kesinkılıç’a Tam 14 yıl...

Çağlar Ilgın Sakaoğlu’nun İlk Şiir Kitabı “Anti” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağlar Ilgın Sakaoğlu’nun ilk şiir kitabı Anti, 160. Kilometre...

Bir Arabanın Otopsisi: İrfan Alış’ın Satılık Araba’sı

Bir otomobilin sileceklerinden müzik çıkar mı? Çıkar. Peki, bir...

Kim Bağışlayacak Sizi – İnanç Avadit

Dünya kalpsiz, olsun, Biz işimize bakalım. Gece olur, kan kaynar, Güneş doğar,...

Benzer İçerikler

Iryna Shuvalova – Konuşma

konuşmak artık el yordamıyla gerçekleşiyor geceleyin böğürtlen toplar gibi bahçenin sınırları silinirken karanlığın sınırları belirginleşiyor konuşmak artık azıcık heves, azıcık cesaret evden çalı dibine taşınırken ayaklara dökülen su dolu bir tekne kadar ağır konuşmak görünmez...

Evgeniy Abdullayev – Ocak Dörtlükleri

1 Tanrıların savaşı sona erdi. Yalnız ölülerekaldı ölülerin arasında hareket etmekve onların çınlayan bedenlerinicam şişeler gibi toplamak. 2 Sabah savaş alanına çıkarsınve beyazı solursun. Yalnızca kuşlar.Ama onlar...

Julio Cortázar – Le Dôme

evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine karşı savunur...