Zannediyordu ki bu gün olmasa, bunu bir daha hiçbir zaman başaramayacak. Zannın doğurduğu hışımla yatağından kalktı. Gece yarısıydı. Karısı ve çocukları uyumuştu. Parmaklarının ucunda...
Akşam yediği kuru soğanlı ve bol acı soslu fajita mı, yastığının bugün diğer günlere nazaran daha sert geliyor olması mı, karısının ayak tabanının bacağına...
“Bunları atma vakti geldi ya da aramızda bölüşelim.” diye ses geldi arkadaşından. Bölüşmek, herkesin ihtiyacına göre alması iyiydi. Hem çöpe atsalar kime ne...
Köpek diye boynuna ip bağlayıp evin geniş koridorlarında gezdirdiğim dinozor oyuncağımı hiç unutmadım.
Ana caddeye bakan arka balkonu, şimdi nereli olduğunu hatırlamasam da her sabah...
Bir anda ona bakakaldım. Bir süredir evde dikkatimi çekiyordu. Kimsenin içinden ona uzun uzun bakmak gelmez. Kötü değil, çirkin değil fakat uzun bir bakışı...