bir yaraya saplanmış metal. kan yerine şiir fışkırıyor
dilim kesinlikle bedenin çıplak acısını karşılamak için yaratışmış
aynı zamanda hem uçuyor, hem düşüyorum
amin! diyorum. düzelt! diyorum. evet!...
elimde mikrofon da vardı payitahttaydım da
ama demedim kimseye
siz birbirinizi eğlemeye devam edin
ben bizim genç kızlara ‘oğlan’ kelimesini hediye ettim diye
çünkü şiirlerimi ezbere bilmem
çünkü ankara...
mülk görünümü olan çehresiz maskelerde
bir benzemezin gümbürtüsü ıpıssız huu
eşikte dolanan uzama zulmet rahmi
elinde süren gerçeğin kanı bir tende
parçası izinde dolaşır adlandırılmayan
arızalı sığınak ararken kendinde...
sizi, hiç su değmemiş bölgelerden çıkardım
nereden ve nasıl doğduğunuzu unutabilmek için
bir dönem tadınız öyle bir kaçtı ki, bir daha endişelenemediniz, kaçmasın diye tadınız.
gölgede bıraktığınız,...
Hafiflediğimi anladığında üşüşür tepeme hemen. ne seninki ne benimki der ince yanaklı evkuşu. yarım. başlar nuh’un gemiye aldığı o son eşek. ne canı yanmıştır....