kaba etler kanununa bir hüküm eklemek üzere
gülüyorum çirkin saray yavrularından
cam güzellerinden uçarak çatıların
burada bir çığlığı daha büyütürüm
tabanlarımı yağlayan asfaltın başından sonuna
hep bir gün için yaşarım cumhuriyet gibi
asırların veremediği kahkahasını hediye edip
mini etekli kızlarla oturup kalkarım dağılmış rujlarıyla
hep böyle olmaz mı
hep sabahları buluruz ülkü abinin sırtından geçerek
çarşıları gezdiren bir bayramın veremediği başka nedir
bir gece ansızın gelemem
burada makyajımı silerim dağılan yüzümü aynadan
aldığım kararları üstüne bir gece yatamadan
ve hep ödeyeceğim sonuçlarını
mengenemle tartışırım motor yağını tazelememek için
hepsinin üstüne bir de onunla tartışarak
mesaime üç iş günü daha eklesem ne çıkar
plakları döndüren bir migrenle sıkılır mengenem
sıkıldıkça güçlenen parmaklarının
baygın çiçekleri andırır yüzüme uzanışı
bir sille daha ağır gelir mideme
gaviscon ve rennie ve hatmi çiçeği ve kekik çayı
ağır yastıkları bastırıp nazolabial oluklara
yut sesini yut çeneni yut çığlığını yut
perişan olmanın tam sırası burası
bildiğin tüm duaları – kır dizini
bir kez bilerek kırılsa bardaklar ne çıkar
bir kez bilerek girilen günahlardan
biz kez bilerek şöyle böyle bahsedilse