maraşal pirvaski caddesinin girişinde eskort bekliyordum. dalga dalga çarpan soğuk rüzgar içimi titretiyordu. malzeme donmak üzereydi. az daha dikilirsem burada, iş görmeze çıkacaktı her halde…
“alo… canım..?”
“canım pirvaski caddesinde misin?”
“pirvaski caddesindeyim. girişinde, hemen girişindeyim…”
“taksideyim, yakınlardayım canım.”
“girişinde, hemen girişindeyim…”
“bu arada, fantazilerin var mı canım? hani, bilirsin ya…”
fantazilerimi soruyordu. enternasyonal marşı eşliğinde sevişmeyi sevdiğimi söylemekte tereddüt ediyordum. bir ayvayı yalnızca ağızlarımızla yiyerek başlamayı veya mutfak tezgahında birlikte yıkanarak bitirmeyi söylemekte de eşit oranda tereddüt ediyordum.
“evet, var aslında… mürekkeple dilimize harfler yazabilir ve sonra birbirine değdirebiliriz onları…”
“ah, canım… bunu nereden keşfettin?”
“bir kitap ya da bir rüya olmalıydı… hayır, sanırım bir kıraathanenin arka masalarından duymuştum.”
“yani hiç denemedin mi canım?”
“yani… aslında denedim. gerçek anlamda bir dil yoktu karşımda ama aynaya yansıyan dilimi gerçekmiş gibi hissedebiliyordum…”
“canım sanki bu biraz…”
“fazla sıra dışı değil mi..?”
“pirvaski caddesindesin halen, değil mi canım..?”
“girişinde, hemen girişindeyim…”
caddeyi donatan evlerin camlarından taşan sıcacık ışıkları gördükçe feriştahıma sayasım geliyordu. yine de zıpkın gibl hissediyordum bu gece, sonuna kadar götürecektim bu işi…
“ee canım, senin nasıl fantezilerin var?”
“bilmiyorum canım, ayak uydururum ben sana…”
“ayak mı yalatırsın?”
“aloo… sesini alamıyorum canım…”
“şimdi geliyor mu canım..?”
“evet, şimdi…”
“ayak mı yalatırsın? demiştim canım…”
“evet, ayak uydururum sana canım.”
dişlerimin gıcırdamasından sesi duyamıyordum. ya da gerçekten kötü geliyordu. ama yine de kilit sözcükleri kusursuzca çekip alıyordum. zihnimde şimdiden yaşanacaklar canlanıyordu. zıpkın gibi hissediyordum bu gece, sonuna kadar götürecektim bu işi…
“şey canım… üzerinde… üzerinde neler var..?”
“beyaz triko kazak, üzerinde kaban. altımda ise…”
“alo, sesini alamıyorum canım…”
“alo…”
“evet, şimdi duyuyorum canım…”
“pirvaski caddesindesin değil mi canım?”
“girişinde, hemen girişindeyim…”
evlerin ışıklarının yavaş yavaş sönmeye başlamasına da şahitlik ederek, iki saati aşkındır bekliyordum. fakat büyük çıkışlar için daima uzun bekleyişler gerekliydi. rüzgarın insafsız çarpışlarla etimi uyuşturması karşısında, artık dünyada elle tutulur olarak sadece kemikleri kalmış olan dedemin uzun yıllar önce vermiş olduğu bu öğüdü sayesinde rüzgar karşısında fazlasıyla metanet bulabiliyordum. zihnimde yaşanacakların sıcaklığıyla zıpkın gibi hissediyordum bu gece, ve elbette sonuna kadar götürecektim bu işi…