Cristina Peri Rossi – Eksiklik

Kimi insanlar
eksikliklerine bir isim verir.
Kiminin eksiği
Antônio’dur ya da Cecília,
Afrika’ya bir yolculuk,
bir milyon Uruguay pesosu,
deniz kıyısında küçücük bir ev,
bir sevgili,
piyangodan çıkacak talih,
iş yerinde alınacak terfi.

Bizse biliriz ki eksiklik
tek gerçek, tek vazgeçilmez olandır.
Geceleri kentin sokaklarında
avare dolaşırız,
Ne bir toz,
ne bir tanrıça,
ne de bir Tanrı.
Eksikliğimizi dolaşmaya çıkarırız,
köpeğini gezdirircesine.


A FALTA

Tem gente que dá nome
à sua falta
lhes falta Antônio ou Cecília
uma viagem à África
um milhão de pesetas
um apezinho na praia
uma amante
um acerto na loteria
uma promoção no trabalho.

Nós que sabemos que a falta
é a única coisa essencial
vadiamos pelas ruas noturnas
da cidade
sem buscar
nem um pó nem
uma deusa
nem um Deus.
Levamos a falta para passear
como quem leva um cachorro.


Cristina Peri Rossi (d. 12 Kasım 1941, Montevideo), Uruguay doğumlu şair, romancı, öykü yazarı, denemeci ve çevirmendir. Latin Amerika edebiyatının en özgün ve en güçlü seslerinden biri olarak kabul edilen Peri Rossi, eserlerinde sürgün, arzu, özgürlük, iktidar, kimlik, yabancılaşma ve hafıza gibi temaları şiirsel bir dille işler. Şiir ile düzyazı arasında kurduğu geçirgen ilişki, ironiyi lirik anlatımla buluşturan üslubu ve toplumsal cinsiyet ile cinsellik üzerine geliştirdiği cesur yaklaşımı sayesinde çağdaş İspanyolca edebiyatın en etkili yazarları arasında yer alır.

Montevideo’da İspanyol ve İtalyan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Peri Rossi, Universidad de la República’da karşılaştırmalı edebiyat öğrenimi gördü. Henüz genç yaşta öykü ve şiirleriyle dikkat çekmeye başladı; 1960’lı yıllarda Uruguay’ın yükselen edebiyat kuşağının önemli isimlerinden biri oldu. İlk kitaplarında bile gerçek ile düşü, gündelik yaşam ile alegoriyi iç içe geçiren anlatımı, onu çağdaşlarından ayıran temel özelliklerden biri olarak öne çıktı.

1972 yılında Uruguay’da giderek sertleşen askerî baskılar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan Peri Rossi, önce Paris’e, ardından Barselona’ya yerleşti. 1973’te Uruguay’da gerçekleşen askerî darbenin ardından uzun yıllar ülkesine dönemedi; eserleri bir süre yasaklandı ve vatandaşlığı elinden alındı. Sürgün deneyimi, yazarlığının merkezî meselelerinden biri hâline geldi. Onun metinlerinde sürgün yalnızca coğrafi bir yer değiştirme değil, dilde, bedende, aşkta ve bellekte yaşanan sürekli bir yabancılaşma biçimi olarak karşımıza çıkar.

Peri Rossi’nin şiiri, yoğun imgeselliği kadar yalınlığıyla da dikkat çeker. Aşkı romantik bir ideal olarak değil, çoğu zaman eksiklik, arzu, kayıp ve özgürleşme arasında gidip gelen karmaşık bir deneyim olarak ele alır. Kadın arzusu ve eşcinsel aşkı açıkça dile getiren ilk İspanyolca yazan yazarlardan biri olması, onu feminist ve queer edebiyat açısından da öncü bir konuma taşımıştır. Şiirlerinde mizah ve ironi, en ağır duygusal yükleri bile hafifletmeden taşıyan ince bir denge kurar.

Roman, öykü, şiir ve deneme türlerinde elliyi aşkın eser veren Peri Rossi’nin en bilinen yapıtları arasında La nave de los locos (Deliler Gemisi), Solitario de amor, Estado de exilio, Europa después de la lluvia, Playstation, Habitaciones privadas ve La insumisa yer alır. Eserleri birçok dile çevrilmiş; Avrupa ve Latin Amerika’da geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır.

Cristina Peri Rossi, edebiyat yaşamı boyunca çok sayıda ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldü. Bunların en önemlisi, İspanyolca edebiyatın en saygın ödüllerinden biri kabul edilen Cervantes Ödülü‘dür. 2021 yılında bu ödüle değer görülen Peri Rossi, Miguel de Cervantes Ödülü’nü kazanan altıncı kadın yazar oldu. Jüri, yazarın şiir ve düzyazıyı ustalıkla birleştiren özgün anlatımını, dilsel yenilikçiliğini ve sürgün deneyimini evrensel bir edebiyat alanına dönüştüren yaratıcı gücünü özellikle vurguladı.

Bugün Barselona’da yaşamını sürdüren Cristina Peri Rossi, çağdaş dünya edebiyatının en önemli şair ve yazarlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Onun eserleri, politik baskılar karşısında bireyin direncini, aidiyet arayışını ve insanın eksiklik duygusunu incelikli, ironik ve son derece şiirsel bir dille dile getirmeye devam etmektedir.

En Yeniler

W. B. Yeats’in Erken Dönem Yapıtı “Mosada” İlk Kez Türkçede

Nobel Edebiyat Ödüllü İrlandalı şair, oyun yazarı ve düşünür...

Yavuz Çetin’in Bodrum Kayıtlarında Son Perde: “The Bodrum Sessions Live 1995, Vol. 2” 15 Ağustos’ta Yayımlanıyor

Yavuz Çetin’in 1990’lı yıllarda Bodrum’da gerçekleştirdiği canlı performanslardan günümüze...

İfade Edemez Kulaklarından Çamaşır İpine Asılan Pelüş Ayı Kendini – Hakan Pekdemir

suçlusun. açıklamaz akıl düşleri zira ifade edemez kulaklarından çamaşır ipine asılan...

Evgeniy Abdullayev – Ocak Dörtlükleri

1 Tanrıların savaşı sona erdi. Yalnız ölülerekaldı ölülerin arasında hareket...

Cenk Gündoğdu’nun Yeni Şiir Kitabı “Bir Yaz Günü Ölmek” Edebi Şeyler Tarafından Yayımlandı

Cenk Gündoğdu'nan Yeni Şiir Kitabı Bir Yaz Günü Ölmek...

İBB’den Mahmud Derviş Anısına “Filistin Şiir Akşamı”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, vefatının yıl dönümünde Filistin direnişinin sembol...

Benzer İçerikler

Julio Cortázar – Le Dôme

evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine karşı savunur...

Galal el-Behairy – Doğum Günüm

Yarısı geçti, Yarısı öldü. Yarısı sessizce kayıp gitti parmaklarımın arasından, Dokunduğumu bile hissetmeden, Soluyamadan. Yarısı geçti. Geride bir seraptan başka bir şey kalmadı Bedenin içindeki ruhun aynasında, Beni ağır ağır yutan bir...

Mónica Ojeda – Maskeler #1

Yüzüm sarsak, köhne bir sütundur; korkunun hızında bir fıtık ki beni sessizliğin en güzel böceklerini bile öldürmeye iter. Çoğaltırlar onlar hiçliğin gürültüsünü yüzümün parçaları üzerinde. Yüz, görünmezin inşasında...