A. Afrail Gök
gece uğursuz
bilincim son
kılıcım kın
ve biçimsiz bir düello bu, sevdiğin
çakmağını çakıp yaralarımdan beni yaktığın
biz burkacıydık eskiden yaralar yüz kısmına kapalı
yorgun atlarımızı satardık bazen, korkuturdu bu şıhları
tanrılar kuklalardı o zaman, biz salonda oynatmıştık onları
biz bir çeşit gölge pornosuyduk sevgilim
işte sonra hepsi oldu buruk acı
tek çadır verdiler bize ailemiz kırık ve kin
sana bir maske getirdim bir tanrıya ait ve kil
sonra babam sonra annem
dört köşeden kuşandık bir gemiye
bir vapur aldı babamı kapkara renkli
önce top tümseğe çarptı
sonra sekti, dakika seksen beş
tüm nefesler tutuldu
çünkü babam da oradaydı benim
sonra gökten toplar yağmaya başladı
allahım ben sana kul euzu birrabbin nâs ve
tüm bildiğim duaları sıraladım içimden
babamı vurdular benim az önce bir ağacın altında
dakika seksen beş, dualar ediyorum çok fazla top var sahada
sonra onu gördüm izleyenlerin arasında zaman durdu
ben o gün doğmuş gibi kucağında bir an
o beni sallıyor gibi bir maçın ortasında
solunum sistemim duruyor
– ve uyanıyorum, bir rüyadan başkasına
her katil merak eder olay yerini
her tanrı bilir kulun devinimini
yani her şey aslında biraz da bilmektir sevgilim
– karşılıklı yalanlar söylediğimiz gibi
ben şimdi belirsiz bir mecalin meali
inanmam oysa ki öylece sana beni merak ettirene
kışı sert olur buranın bir şey vereyim üstüne
ne yapsak da izlere yok ki artık çare
biz burkacıydık eskiden yaralar yüz kısmına kapalı
sen yağmurda gecenin üstüne binmiş tüm atların elçisi
ellerimden kayıp giden çağın şemsiye kullanmayışından şikayet ediyorum
bir de seni gördüğüm mağlup maçlardan
– ve uyanıyorum
bir rüyadan başk
aşk
ve rüya