Mónica Ojeda – Maskeler #1

Yüzüm sarsak, köhne bir sütundur;
korkunun hızında bir fıtık ki
beni sessizliğin en güzel böceklerini bile öldürmeye iter.
Çoğaltırlar onlar hiçliğin gürültüsünü yüzümün parçaları üzerinde.
Yüz, görünmezin inşasında bir yankıdır
son şafağımızın dikilmiş dudakları altında.
Fakat rüzgar, canavarların gözyaşı toprağıyla vurur
güneşte kırılmış yanaklarıma:
şimdi etten yuvalar barınır ruhumda.
Canavar ve insan
maddeyi bölen aynı çizgide yaşar
iki efsanevi yarım küreye:
güneyin de ötesine sürülmüş
başka diyarların havasını soluyan akciğerlerin yarım kürelerine.
İçimdeki boşluk bir uçurum değildir
ama sahiptir hayvanların başlarındaki o kısa gökyüzüne
ve çürüten o sessizliğe
güneşte kırılmış yanaklarımın parçalarını:
şimdi var etten yuvalar ruhumda barınan.
Çizilir bu haritada çehremin kırıntılarının sınırları:
yukarısı ya da aşağısı var olmayan bir boşluktur.
Gözlemden doğan her tasvir
ışıktır ve dışkı.


MÁSCARA #1

Mi rostro es una columna desvencijada;
una hernia en la velocidad del miedo que
me impulsa a matar hasta los más bellos insectos del silencio.
Ellos reproducen el ruido de la nada sobre los pedazos de mi cara.
El rostro es eco en la construcción de lo invisible bajo los labios cosidos de nuestro último amanecer.
Pero el viento golpea con la tierra del llanto de las bestias mis mejillas quebradas al sol:
ahora nidos carnosos se alojan en mi alma.
El monstruo y la persona
habitan la misma línea que parte la materia
en dos hemisferios míticos
de pulmones que respiran el aire de otras regiones
desplazadas más allá del sur.
El vacío de mí no es un abismo
pero posee el corto cielo de las cabezas de los animales y el silencio que descompone
las piezas de mis mejillas quebradas al sol:
ahora hay nidos carnosos alojándose en mi alma.
En este mapa se trazan los límites de los fragmentos de mi semblante:
arriba o abajo es un espacio que no existe.
Toda descripción que nace de la observación es luz y excremento.


Mónica Ojeda (d. 1988, Guayaquil), çağdaş Latin Amerika edebiyatının en dikkat çekici yazarlarından biridir. Ekvadorlu yazar ve şair, Santiago de Compostela Üniversitesi’nde Beşerî Bilimler alanında doktora yapmış; özellikle korku, gotik edebiyat, beden politikaları ve dijital çağın yarattığı yeni şiddet biçimlerini odağına alan romanlarıyla uluslararası ölçekte tanınmıştır. Latin Amerika’nın yeni kuşak yazarlarını bir araya getiren Bogotá39 seçkisine ve Granta dergisinin İspanyolca yazan en iyi genç romancılar listesine seçilmesi, edebiyat çevrelerindeki yükselişini pekiştirmiştir.

Ojeda’nın eserlerinde aile, din, çocukluk travmaları, kadın bedeni ve şiddet gibi temalar; korku edebiyatının estetik olanaklarıyla iç içe geçer. Geleneksel gotik anlatıyı Latin Amerika’nın toplumsal ve kültürel gerçekliğiyle buluşturan yazar, psikolojik gerilim ile şiirsel dili aynı potada eritmesiyle öne çıkar. Romanlarında internet kültürü, şehir efsaneleri, ritüeller ve kolektif korkular, bireysel travmaların anlatımında güçlü birer anlatı aracına dönüşür. Bu yönüyle Mariana Enríquez ve Samanta Schweblin gibi çağdaş Latin Amerikalı yazarlarla birlikte “yeni Latin Amerika gotiği”nin en önemli temsilcileri arasında gösterilmektedir.

Mónica Ojeda’nın bugüne kadar Türkçeye çevrilen ilk ve şu an için tek romanı Çene Kemiği (Mandíbula) olmuştur. İthaki Yayınları tarafından Bengi de Sa Matos Paixao çevirisiyle yayımlanan eser, muhafazakâr bir kız okulunda okuyan gençlerin korku oyunları, dinî semboller, ergenlik, saplantı ve şiddet ekseninde gelişen sarsıcı hikâyesini anlatır. İspanyolca yayımlandığında büyük yankı uyandıran roman, birçok dile çevrilmiş ve İngilizce çevirisiyle 2022 Ulusal Kitap Ödülleri’nde en iyi çeviri eser kategorisine aday gösterilmiştir.

Türkçede henüz yayımlanmamış olsa da Nefando, Las Voladoras (Uçan Kadınlar) ve Chamanes eléctricos en la fiesta del sol gibi eserleri, Mónica Ojeda’nın uluslararası alandaki ününü pekiştiren başlıca yapıtları arasında yer alır. Özellikle Nefando, dijital şiddet ve çocuk istismarı üzerine cesur anlatımıyla; Las Voladoras ise And coğrafyasının mitolojisini çağdaş korkuyla buluşturan öyküleriyle geniş yankı uyandırmıştır. Günümüzde Ojeda, İspanyolca yazan en özgün ve yenilikçi romancılar arasında kabul edilmektedir. 

En Yeniler

Dosta Destan – Ecre Begüm Bayrak

solmadı sümbülteberler ve solmadı doğa solmadı dişimizi sıktıran öz solmadı kan solmadı. kimimiz...

Ingeborg Bachmann Şiiri Üzerine: Kendimizin Şiiri, Dolaysız Etkilenişimiz

Ve Neyi Kanıtlar Ki Yüreğin* I. Bachmann / Dökül Ey...

Cristina Peri Rossi – Eksiklik

Kimi insanlar eksikliklerine bir isim verir. Kiminin eksiği Antônio'dur ya da Cecília, Afrika'ya...

Eda Gül’ün Yeni Kitabı “Proleter Öğüdü” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağdaş Türk şiirinin özgün yayın çizgisini sürdüren 160. Kilometre,...

Nostaljik Kazazedeler – Yunus Emre Oğuz

Gözü Kader’in kahvaltı tabağındaydı. Dikine, ince ince doğranmış salatalıklar,...

Alman Taşrasında Türkçe Şarkılar: Christian Petzold’un “Jerichow” Filmini Yeniden Okumak

Christian Petzold'un 2008 yapımı Jerichow filmi, ilk bakışta James...

Benzer İçerikler

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar ülkesi ve söğüt dalından çocukların. Ateş ve yaz ülkesi, güneş ekinlerin arasında yavruladığında. Sarışın çit sağır dilsiz köylüleriyle ölü ocakların...

Tomas Tranströmer – Schubertiana

I Akşam karanlığında, New York'un dışında, bir bakışta sekiz milyon insanın evlerini görebileceğin bir yerde, koca kent yanıp sönen bir ışık seli, sarmal bir yıldız kürnesi yandan bakınca. Bu...

Ali Abdollahi – İnziva Hatırası

Sağ ayakkabım izne çıktı Halen ne dört ayaklıyım ne de iki Ezeli tesliste Nietzche okuyorum Geceler uykuma geliyor ve söylüyorum Sonunda senin bıyığını ediyorum! Günlerdir telefon telesekreterde Aman şu inatçı ev...