Zıpkın – Furkan İşlen

maraşal pirvaski caddesinin girişinde eskort bekliyordum. dalga dalga çarpan soğuk rüzgar içimi titretiyordu. malzeme donmak üzereydi. az daha dikilirsem burada, iş görmeze çıkacaktı her halde…

“alo… canım..?”
“canım pirvaski caddesinde misin?”
“pirvaski caddesindeyim. girişinde, hemen girişindeyim…”
“taksideyim, yakınlardayım canım.”
“girişinde, hemen girişindeyim…”
“bu arada, fantazilerin var mı canım? hani, bilirsin ya…”

fantazilerimi soruyordu. enternasyonal marşı eşliğinde sevişmeyi sevdiğimi söylemekte tereddüt ediyordum. bir ayvayı yalnızca ağızlarımızla yiyerek başlamayı veya mutfak tezgahında birlikte yıkanarak bitirmeyi söylemekte de eşit oranda tereddüt ediyordum.

“evet, var aslında… mürekkeple dilimize harfler yazabilir ve sonra birbirine değdirebiliriz onları…”
“ah, canım… bunu nereden keşfettin?”
“bir kitap ya da bir rüya olmalıydı… hayır, sanırım bir kıraathanenin arka masalarından duymuştum.”
“yani hiç denemedin mi canım?”
“yani… aslında denedim. gerçek anlamda bir dil yoktu karşımda ama aynaya yansıyan dilimi gerçekmiş gibi hissedebiliyordum…”
“canım sanki bu biraz…”
“fazla sıra dışı değil mi..?”
“pirvaski caddesindesin halen, değil mi canım..?”
“girişinde, hemen girişindeyim…”

caddeyi donatan evlerin camlarından taşan sıcacık ışıkları gördükçe feriştahıma sayasım geliyordu. yine de zıpkın gibl hissediyordum bu gece, sonuna kadar götürecektim bu işi…

“ee canım, senin nasıl fantezilerin var?”
“bilmiyorum canım, ayak uydururum ben sana…”
“ayak mı yalatırsın?”
“aloo… sesini alamıyorum canım…”
“şimdi geliyor mu canım..?”
“evet, şimdi…”
“ayak mı yalatırsın? demiştim canım…”
“evet, ayak uydururum sana canım.”

dişlerimin gıcırdamasından sesi duyamıyordum. ya da gerçekten kötü geliyordu. ama yine de kilit sözcükleri kusursuzca çekip alıyordum. zihnimde şimdiden yaşanacaklar canlanıyordu. zıpkın gibi hissediyordum bu gece, sonuna kadar götürecektim bu işi…

“şey canım… üzerinde… üzerinde neler var..?”
“beyaz triko kazak, üzerinde kaban. altımda ise…”
“alo, sesini alamıyorum canım…”
“alo…”
“evet, şimdi duyuyorum canım…”
“pirvaski caddesindesin değil mi canım?”
“girişinde, hemen girişindeyim…”

evlerin ışıklarının yavaş yavaş sönmeye başlamasına da şahitlik ederek, iki saati aşkındır bekliyordum. fakat büyük çıkışlar için daima uzun bekleyişler gerekliydi. rüzgarın insafsız çarpışlarla etimi uyuşturması karşısında, artık dünyada elle tutulur olarak sadece kemikleri kalmış olan dedemin uzun yıllar önce vermiş olduğu bu öğüdü sayesinde rüzgar karşısında fazlasıyla metanet bulabiliyordum. zihnimde yaşanacakların sıcaklığıyla zıpkın gibi hissediyordum bu gece, ve elbette sonuna kadar götürecektim bu işi…

En Yeniler

25 Haziran Ölüm Bildirisi Numara 47 – Barış Yıldırım

Ben her 25 haziranda bir ölüm şiiri yazarım çakralarımı...

Mónica Ojeda – Maskeler #1

Yüzüm sarsak, köhne bir sütundur; korkunun hızında bir fıtık ki beni...

Bejan Matur’un Yeni Kitabı “Trajik Tekrar” Everest Yayınlar Tarafından Yayımlandı

İlk şiir kitabı Rüzgâr Dolu Konaklar’dan bu yana şiirleri...

Dosta Destan – Ecre Begüm Bayrak

solmadı sümbülteberler ve solmadı doğa solmadı dişimizi sıktıran öz solmadı kan solmadı. kimimiz...

Ingeborg Bachmann Şiiri Üzerine: Kendimizin Şiiri, Dolaysız Etkilenişimiz

Ve Neyi Kanıtlar Ki Yüreğin* I. Bachmann / Dökül Ey...

Cristina Peri Rossi – Eksiklik

Kimi insanlar eksikliklerine bir isim verir. Kiminin eksiği Antônio'dur ya da Cecília, Afrika'ya...

Benzer İçerikler

Üçüncü Perşembeler – İlda Sorel

Doktor bana bunun “küçük bir prosedür” olduğunu söylediğinde, yüzündeki ifade sanki kelimeleri değil de başka birinin hayatını anlatıyordu. Masanın üzerindeki dosyaya bakarken konuşuyor, gözleri...

Düş Yolcusu – Mihriban Kurt

Karanlığın içinden yayılan sesini duyuyorum. Gittikçe yaklaşıyor. Eğilip yanağımdan öpüyor ve kulağıma fısıldıyor. “Bir düşü gerçek kılmaya…” Uyanıyorum, yanımda uyuyor. Bu da bir rüya olabilir,...

Arefe – Muhammed Sinan Yılmaz

"Dünyayı kendi gözünden görmen, ne büyük acı oğlum." Hulefa-i Raşidin, Halife Harun Raşit Saklamana gerek yok. İnsanlar da sözlükler gibi, onlara attığın kavramları kendi indekslerinde arıyorlar....