Yersizlik Ağıtı – İçim Özdemir

EV

 

Medeniyete eğildikçe çatlıyor dudaklarım
Yine de birinin güzelliğini giydim,
Birinin gerdanını,
Birinin zarafetini,
Birinin anlamını.

Birinin beni,
Ben kalana kadar soyacağına inanamam.

Yine de birinin terliklerini giydim,
Bir eve girip beni de içine almasını bekledim.

 

ODA

Korkutmasın sizi her yerimden göründüğüm
Bir odadayız diye sizinle
Hiç durmadan ışıkları söndürdüm
Dudaklarım kararmasaydı buna da alışırdım.

Bir ruj giyerdim,
Çerçeveli bir fotoğrafın içinden yıllarca gülerdim.

 

YABAN

Bu bölümde sadece ısırıklar var

 

SOKAK

Burada düştüm.

 

Kalkmak için elimi uzattığımda
Bana kabuklarınızı lütfettiniz
İnanmam biri çıksın elini versin


Nereye doğru el uzatsam dilenmek bu olacak.

Yine de birinin kabuğunu giydim,
Dizlerimin kabul etmesini bekledim.

 

PARK

Sesimde çıngıraklar
Dudaklarımda taş tozu
Sadece bir kez çağırdım sizi,
Kimse gelmedi
Oyun bitti

 

LUNAPARK

Aynı eksende dönüp durmak aynı hatayı
Her seferinde daha büyük bir zarafetle yaparak
“Yankee Doodle went to toown,
Riiding on a poony,
Stuck a feather in his cap
And called it macaarooniii”

Bir jeton daha koydum
Bir jeton daha
Bir tane daha derken
Gözbebeklerine ışık vurdu
Bir de baktım,
Atlıkarıncamın gözü uzaklarda
Anlamını yitirdi karusel


Yine de birinin sevilebilirliğini giydim
Aynı eksende dönüp durdum

 

FANUS

Gluk
Gluk
Gluk

 

OLIMPOS

Kuyruğuma bastığınızdan beri hiçbir şeye inanamam
Siz en iyisi yeni bir mitoloji başlatın
Ben yine dişlerinizin arasında olmayı seçeyim

 

TAPINAK

Dua etmek yerine dişlerimi sıkarım
Çünkü biraz inanırım bir gün
Dişlerimin sevgisizliği kıracağına

  

 

DENİZ

Aşkım,
Kabuğundan kurtulan pupa gibi gevşiyorum
Suyun içindeki çığlık nereye kayboluyorsa işte oraya gidiyorum
Kendi isteğimle.
Suya renginin acısını vermedin
Beni bununla biçimle.

Dibe vururken bile sevimli kalmaya çalıştığımı,
Karnımdan yosunlar açtığımı
Sana hiç söylemedim.
Bu şiddeti blurla.

En Yeniler

Nasim Luczaj – Üç Şiir

  Çeviren: Zehra Güven Taos, New Mexico. 7 Mayıs 1929 Seni terk...

Ahmet Güntan’ın Yeni Romanı “Sarıldım Çiftliği” Yayımlandı

Sarıldım Çiftliği. Kitap Açıklaması Kabul edilmek artık umurumda değil. Yola...

Ekmek – İsmail Demir

kendi parmaklarımla vuruşturduğum tüm bira kapaklarına adın çıkıyor diye seviyor dedi...

90’ların Türk Sinemasında Bir Baba Oğul Çatışması: “İki Başlı Dev”

Başrollerini Cüneyt Arkın ile Fikret Kuşkan’ın paylaştığı film, Türk...

Gökçe H. Tırpan’ın İlk Şiir Kitabı “Modern Ruhun Sürgünü” Yayınlandı

Günümüz şiir sahnesine güçlü bir soluk getiren Gökçe H....

Başla Başla Başla! – Fatih Erdem Kavak

“ve artık pek konuşmuyoruz” Edip Cansever 2. işte, yaşıyor dostum hem pek konuşmuyor hem...

Benzer İçerikler

Ekmek – İsmail Demir

kendi parmaklarımla vuruşturduğum tüm bira kapaklarına adın çıkıyor diye seviyor dedi birileri kainatta en son giyeceğim elbiseyi giydim soyundun kırmızı sırtını bıraktın dudağıma yarı m bugün başka kapıların eşiğinden aşağı düşüp...

Başla Başla Başla! – Fatih Erdem Kavak

“ve artık pek konuşmuyoruz” Edip Cansever 2. işte, yaşıyor dostum hem pek konuşmuyor hem daha gür çıkıyor sesi bir korkunun arkasına saklanıyor ondan alıyor yeni cesaretini sesi, okyanusları çalkalıyor bir çırpıda çünkü biliyor herkes...

Düşman – Yılmaz Sarı

Yılmaz Sarı   “Siktiğim pirinç pilavını al da götüne sok!” “Ne dedin? “Dedim ki siktiğim pilavını al da götüne sok!” “Yine karanlık odaya sokulmak istiyorsun sanırım?” “Ben sadece evime gitmek...