Nevin Teyze’nin Ortanca Kızından Bilin – Serdar Yaşa

Eyüplü Kuru Vedat’a…

 

(Suç normal değildir ve normalleştirilemez. Ama gerçektir ve gerçekleşebilir.)

Bu kırık, bu yazık akıbetimi bilebilsem
uzak dururdum,
delirtici gençlik sevmelerinden.
Manadan kaçık, hataya sırnaşık, körcahil ve zıraşık ben,
30 kuşatma atlatmış yavuz bir şehirdim gençken.
Zamanlardan bir zamandı, on yediydim.
Nevin Teyze’nin ortanca kızına deliydim.
Şimdi, çocukken belgesellerde seyrettiğim tropik ülkeler kadar uzak benden;
gençliğim,
şehrim,
evim, yurdum.
20 yıl olmuş dün.
Evet, o adamı ben vurdum.
Aynı filmi farklı finalle çektiğim yüzlerce kaset doldurdum kafamda.
Keşkelerle yoğurdum ömrümün 20 yılını damda.
Bugün tahliye oldum.
40 yıl evvel anamdan,
bugün devlet babamdan doğdum.

“Genç sevginin yok ettiği ilk şey gençliktir,” demişti,
içeride oluşunun sebebi genç sevgi olan biri.
Ve peşine ekledi: “İkincisi ise sevgi.”
Marifet, bunu gençken sezinlemekti.
Vaktiyle sezebilseydim
sevmek için ermeyi beklerdim.

Nedamet denen hayalet kemirgenin
bedenlenip omzuma elini koyacak;
nedametin cisimlenip her şeyi yoluna koyacak;
nedametin şapkamın içine tavşan çiftliği kuracak bir hokkabaza dönüşemeyeceğini ne kadar geç kabullendim.

Nedametin, insan tarihinin başsız ve sonsuz çağlayışı içinde küçücük bir anı dondurup bir afet müzesine çevirebildiğini
ve sahibini o müzeye nasıl bekçi ettiğini, pişman olmadan önce bilmezdim.

Ben eskiden az bilir, çok cüret ederdim.
Şimdi epey bi’ öğrendim
ama kalmadı zerrece cüretim.

Bilinsin isterim;
ilk anda ilahi bir armağanı andırsa da
bozguncudur esasında, kendini hiç sevememişlerin tutkulu karşı sevişleri.

Yaşamam için rüzgârlı bir sebepti gençken, başka memleketlerin çalkantılı iç işleri.
Benden bihaber, boyumdan çok büyük, evimden çok uzak dünyaların devrim liderleri.
Çekiç, orak, sıkılmış bir yumruk, kızıl yıldız ve diğerleri…

Kendimden başka her şeyi severdim on yediyken.
Beni kendilik zindanından kaçırıp azat eden her şeyi.
Hiç mahsulünü yemediğim toprakların direngen çiftçilerini.
Ölgün argın döndükleri masum evlerini cehenneme çeviren kızgın ve bezgin işçileri.

Eskiden kendisi dışında her şey uğruna yaşayıp ölen ben,
şimdi utanç duymadığım ender zamanlarda
kendimi seviyorum, ceplerimde kalan üç beş sevi kırıntısıyla.

Evet, o adamı ben vurdum, ben ki katil, ben ki cani.
Biliyorum, başvuracağım tüm oto yıkamacılar bu gerçeğe kâni.
Sahi, araba yıkardım ben bir zamanlar Eyüpsultan’da; Topçular ve Râmi.
Arabalar,
hala varlar,
ben içerideyken de yıkanmışlar.
Arabalar,
sedan, kesik kasa hatcback…
Şimdi 20 yıl geriye dönebilsek,
aynı ismi, aynı çehreyi, aynı elleri paylaştığım o genç yabancıya
neyi öğütlemem gerek?..

***

Kalmasın aklım güdük ve
kazınsın diye ruhumun nasırı,
yıllar yılı okumam gerekti içeride Nazım’ı.
Hoş, o da Allah bellemişti kızılı,
kaçıktı aklı, kayıptı huzuru.
Azalsın diye aklımın kusuru,
İçeride Tanpınar’dan Huzur’u…
Bazen Gorki, Rilke ama hep Nazım…
İçeride Lord Gordon Byron…
İçeride Martin Eden-Jack London…
Ben içeride Allah’ın yasalarına inandım.
Beni yaşatan uygarlık tarihine ilendim.
Ben içeride;
çağdaş hukuk safsatasıyla kısasın müşfik kollarını benden esirgeyen
laik devletime bilendim.

Zamanlardan bir zamandı, on yediydim.
Nevin Teyze’nin ortanca kızına deliydim.
Şimdi sırtımda rutubet kokan gömleğim,
20 yıl evvel öldüğüm şehirdeyim.

Taksim diye bir cehennem,
tepede hür haziran güneşi.
Korna, ıslık, uğultu ve nem…
Kızlar özgür, mağrur, pek neşeli.

Valizim çarpıyor dışarılı insanların dışarılı bacaklarına.
Dışarılı kaygısız gülüşler, dışarılı…

Bir ben içeriliyim,
bu koca dışarılık deryasında, bir ben içeri.
Ürkek adımlarım, çökük avurtlarım.
20 sene evvel bir şakağa dayarken soğuk namluyu,
bu kadar terli değildi avuçlarım.
Her cinayet en az iki kişiyi öldürürmüş,
şimdi kavradım, maktulle mahkûmu yazgıdaş kılan ilahi, ironik adaleti.
Ve nedametin bir bardak su getirmezliğini.
Şimdi kavradım.
Nasıl da yabancıyım,
doğduğum şehrin sokaklarına.

Dışarıda,
içeriyi bilmemenin huzuruyla
gürül gürül akan bir dünya.

Şimdi şimdi
anlar oldum ariflerden Ahmed’i.
Hoş, onun barışıktı sevdayla arası,
beni bitirense bir genç sevgi belası.

Bu kadar korkak değildim ben işin aslı.
Ama içeride dillere mıhlanan o söz, anlaşılan pek esaslı:

“Oğlanı adam, garibanı hadım eder derler dam.”

***

Nevin Teyze’nin ortanca kızı evlenmiş, duydum.
Bir oğlu iki kızı olmuş.
Kocası da pilotmuş.
Beyoğlu’nda oturuyormuş, duydum.
Anamın kulakları iyice duymaz olmuş, duydum.
Aklı gidip gidip geliyormuş.
Beni sorsalar hatırlamıyormuş, duydum.
Ben bu şehre niye döndüm?..

Yoktu uyaran desem, yalan olur sözüm.
Uyardılar vaktiyle, unutamam.
Henüz alnımın arkasındaki fundalıkta
yeşermemişken bir dirhem dimağ,
uyardılar, unutamam.
Lafın uzunu yetişemezdi kulaklarıma,
gözlerimse alev kanatlı bir şahan…

Dediler ki “O kızın gözü yükseklerdedir.”
Dediler ki “Mahalle girişinden ciplere bindirilir.”
“Saçı kokulu, gözü rimellidir,
hafta sonları sahil restoranlarında gezdirilir,
fakültesi Rumelifeneri’ndedir,
biçare ailesinin tek ümididir.”

“Sen Sakat Neşet’in oğlu Kuru Vedat.
Biliriz, temiz düzgün çocuksun fakat
işlerin kesat, façan vasat,
istersen çalış geceni gündüze kat,
altına çekeceğin anca Wolkswagen Passat.
O da ayağın yerden kesilsin diye maksat.”

***

Şimdi elimde tahliye belgesi,
peşimde suçumun silinmez gölgesi,
dilimde affolunmaz günahımın tövbesi
ve olanca taarruzuyla üzerime çağlayan Taksim.
Maktul de burada yatıyormuş, bu sabah öğrendim.
Maçka Mezarlığı’nda bir Fatiha’dır artık benim bütün görevim.
Haftada bir, belki iki gün gelirim.
Bu kırık, bu yazık akıbetimi
Nevin Teyze’nin ortanca kızından bilin.

En Yeniler

Tüm Müdahalelere Rağmen – Hasan Ay

“dabülü dabülü dabülü bomba, bomba bomba.” Ahmet Kesinkılıç’a Tam 14 yıl...

Çağlar Ilgın Sakaoğlu’nun İlk Şiir Kitabı “Anti” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağlar Ilgın Sakaoğlu’nun ilk şiir kitabı Anti, 160. Kilometre...

Bir Arabanın Otopsisi: İrfan Alış’ın Satılık Araba’sı

Bir otomobilin sileceklerinden müzik çıkar mı? Çıkar. Peki, bir...

Kim Bağışlayacak Sizi – İnanç Avadit

Dünya kalpsiz, olsun, Biz işimize bakalım. Gece olur, kan kaynar, Güneş doğar,...

Çeyrek Asra Doğru Ekim Geçidi

Gülsün Erbil’in ülkemize kazandırdığı Ekim Geçidi Sergi dizisi ilk...

Harf Şiir Dergisi Yayın Hayatına Başladı

Şiirin özgür, bağımsız ve çok dilli alanı Harf Şiir Dergisi,...

Benzer İçerikler

Bir Gramofon İğnesi Kırık – Barış C. Yıldırım

Çoktan sustu sana aldığım antika gramofon çalmaya devam etse de içimde bir yerlerde cızırdayarak kırıldı gitti elmas iğnesi sabahsız bir gecenin üçünde annenden kalan vazo kırıldı düştü...

Kaçırmaya Gelince/Siz Kedileri Kaçırmayı Çok İyi Bilirsiniz –

      “hoş senin de bir varoluş sebebin var yakından uzaktan alakam olsa mutluyum” “Laleler Beyaz” Sakin   yarını beklediğinden kedileri kaçırdın o son keki yediğinden kalbini yere serdiğin o yolu tekrar...

Bir Haslet Buldum Yerle Bir Oldu Dünya – Emir Alisipahi

Bir haslet buldum Yerle bir oldu dünya Bilmem var mıdır beni bu acınası delikten çıkaracak bir güç bir kara büyü ya da Oldu. Elimin tersiyle ittiğim her neyse ağzıma dolarken bir parmağın yeri öbür...