Nasim Luczaj – Üç Şiir

 

Çevire: Zehra Güven

Taos, New Mexico. 7 Mayıs 1929

Seni terk ettiğimden beri her sabah durgun,
ışıl ışıl, kokulu ve özgür.
Ama ısırdığım anda tatsızlaşıyor,
çılgınlıkla donukluk arasında
o eski mandalina kararsızlığında. Bak,
ben senin aptal kadınınım—
belli ki seni parçalara ayırmak için yapılmışım. Şimdi
işsizim; ama her zamankinden
daha çok çalışıyorum. Cüzdanımda
şans getirsin diye bir inek dişi taşıyorum,
kafatasından arta kalan her şeyden fazlasını da
bilinçaltımda; bu kozmostaki
bilmeceye dair bir sezgi için.
Mistik kıkırdak bölgeleri—bilmiyorum,
batıl inançlı olmak istiyorum.
Her bölümde bir tohum.
Bazen zihnim hâlâ
yumurtalıklarıma sürükleniyor. Oraya gitmekten
nefret ediyorum. Her şeyin
bir düzen içinde ve acıyla olması gerekiyor—
kilisevari bir dünya bu.
Ama odaklanamıyorum; dua etmeyi
geçtim, günümü bölme biçimime bile
sadık kalamıyorum. Tıpkı yumurtaların
rahme doğru, rahimden dışarı
yüzmeye tutunmaları gibi. Yani
bir şeyler yapıyorum ama sensiz
harcanmış bir bıçak gibiyim:
bilenip keskinleşeceği taşı olmayan.
Bir uçurum düşün,
üzerinde onu aşındıran hiçbir şey yok.
Çalışma ahlâkımı düşün. Sabah uyanıyorum
ve bir şeye dönüşüyorum:
bir bukle, bir örgü, bir tirbuşon, bir yay—
yukarıdan neredeyse seçebildiğim;
ve büyük, soğuk melas düzeninde
aşağısıyla aynı olan. Çocukken hiç merak ettin mi
dünyanın hangi yüzünde durduğunu,
hep baş aşağı olup olmadığını? Şimdi
yerçekimini yanlış anlamanın bedeli olarak
sesim dökülüyor.
Durumdan, senden, günden—
hızlı ve boş bir merkez etrafında vızıldayarak dönen
çömlekçi kilinden

Cameron, Arizona. 12 Ağustos 1929

Sana karşı sert mi davrandım,
kendime; gereken karabiberi
iyi ellerde ezen bir havan eli gibi mi yüklendim?
Sertlik sana iyi geldi mi? Sert—
bahçeye savrulmuş ekmek uçları gibi;
rüzgâr bekleyen bir körfez kadar durgun.
Oysa yalanlar çoğu zaman yumuşak olmalı,
bir yere yerleşebilmek için.
Dün eski limonu tekrar buldum—
meyve kâsesinden kaldırılınca
kükürt gibi patladı, riviera esintileriyle.
O an bana malum oldu:
ben sadece hissettiklerimin küçük parçalarıyım;
bir plaj topu gibi, uysal ve parlak,
köpek kemiği umuduyla bağlı;
deniz camı gibi görünsün diye
yalanmış ve çiğnenmiş.
Şimdi dinleniyorum, çimenlerin içinde bir ceviz gibi,
hafifleyerek
(ve içten içe karararak). Ölmek ve kemiklerinin
beyazlamasına izin vermek için iyi bir
yer olurdu burası.
Sert miyim, kaba mıyım,
insanların beni sevmesini zor mu kılıyorum?
Peki ya Tanrı?
Onun ipeğinde çok yumuşağız;
nefes aldığını hissediyoruz.

Taos, New Mexico. 24 Ağustos 1930

Altıya az kala hepsini bıraktım,
hiçbir şeyden konuşuyorlardı,
atıma binip tepelere sürdüm.
Sana hiçbir zaman uymamış bu toprakta
sanki siluetini gördüm.
Atı ona doğru yönelttim,
ayaklarıma kadar sarkan
adaçaylarını tekmeleyerek
bir oyun uydurdum kendime.
Ben de bir hayalet olmak istiyorum,
bir göktaşının özü,
yıldızların keskin tabağından
kopup düşmüş bir ağız.
Günbatımında gitmenin
en iyi yolu bu
zamanı geriye doğru sararak,
adaçayı bu kadar hafifken
evet, bir hayalet
kesinlikle göktaşı gibi kokardı,
bir kara deliğin banliyöleri gibi,
nefes gibi.
Karanlık çöktüğünde atı
ahıra koydum. Akşam yemeğini
yalnız yedim—
günbatımının tadı ağzımda kaldı,
doğrudan göze sıkılmış
bir portakal kadar keskin.
Yaşamak için fazla yoğun.
Ama kabul ediyorum.
Nasıl olsa kimse bilmiyor
neden bunca zahmete katlanıyoruz
hayatta kalmak için.
Bunun senin için olduğunu sanıyordum.
Şimdi yeniden düşünmem gerekiyor,
yürüyerek çözmek,
her gün geniş bir boşluğun içinden
dörtnala geçmek, hızla,
aklımı yitirmemek için.

Not:

Ressam Georgia O’Keeffe ile fotoğrafçı Alfred Stieglitz, tanışıklık, aşk ve evlilikle iç içe geçen; coğrafi ve duygusal mesafenin giderek arttığı, yine de Stieglitz’in ölümüne dek süren bir ilişki boyunca otuz yılı aşkın süre yazıştılar. O’Keeffe, Stieglitz’ten kırk yıl daha uzun yaşadı.

Bu şiirler, O’Keeffe’in mektuplarını çıkış noktası alan bir dizinin parçasıdır. İtalik yazılmış tüm dizeler, My Faraway One: Selected Letters of Georgia O’Keeffe and Alfred Stieglitz: Volume One, 1915–1933 (Yale University Press, 2011) adlı kitaptan alıntıdır.

 


Nasim Luczaj, Londra ve Glasgow arasında yaşayan bir yazar ve çevirmendir. HIND MOUTH adlı şiir kitabı Earthbound Poetry Series’te yayımlanmıştır. Çalışmaları; PROTOTYPE 5 (Prototype), the weird folds: everyday poems from the anthropocene (Dostoyevsky Wannabe) ve Virtual Oasis: An Anthology of Human–AI Responses (Trickhouse Press) başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer almıştır. Polonya Karpatları’nda büyümüştür.

En Yeniler

Ekmek – İsmail Demir

kendi parmaklarımla vuruşturduğum tüm bira kapaklarına adın çıkıyor diye seviyor dedi...

90’ların Türk Sinemasında Bir Baba Oğul Çatışması: “İki Başlı Dev”

Başrollerini Cüneyt Arkın ile Fikret Kuşkan’ın paylaştığı film, Türk...

Gökçe H. Tırpan’ın İlk Şiir Kitabı “Modern Ruhun Sürgünü” Yayınlandı

Günümüz şiir sahnesine güçlü bir soluk getiren Gökçe H....

Başla Başla Başla! – Fatih Erdem Kavak

“ve artık pek konuşmuyoruz” Edip Cansever 2. işte, yaşıyor dostum hem pek konuşmuyor hem...

Hakikatin Konforu Bozulurken: Temelsizliğin Yüceltilmesi

Lev Şestov’un Temelsizliğin Yüceltilmesi’ni okurken insanın elindeki kitabın türü...

Benzer İçerikler

Ben Lerner – [Sizi davet ediyorum…]

Çeviren: Zehra Güven Sizi siyaset üzerine yaratıcı düşünmeye davet ediyorum histamin çağında Sizi siyaset üzerine yaratıcı düşünmeye davet ediyorum erkek doğası göz önüne alındığında: astımlı, ritimden düşmüş...

Cristina Gutiérrez Leal – Bir Duvara Çarpıp Patlayan Denizi Bilirim

Çeviren: Nil Gürel Arostegui Bir duvara çarpıp patlayan denizi bilirimkabarması fazla olduğunda beni nasıl korkuttuğunusuları soğuduğunda ve bunun imkânsızlaştığını.Köprülerde dirseklenmiş iyi insanları bilirim bakışlarının billurluğunu seyrederim,...

Ezra Pound – Kanto 2

Çeviren: Tugay Kaban Yeter artık, Robert Browning, olsa olsa tek bir ‘Sordello’ olabilir ancak. Lâkin Sordello, peki ya benim Sordellom? İşte Sordello, Mantualı olandı. So-shu denizi çalkaladı. Kayalıkları yıkayan köpüklerin...