gün ışığında yeterince bekletilmiş bir bardak suyu içerseniz güneşi tadabilirsiniz. bir çocukluk günlüğüne benzer.
ne dediğini anlamasak da ne yaşadığını anladığımız
paçalarındaki çamurun renginden
hangi ormanda kaybolduğunu...
“Bunları atma vakti geldi ya da aramızda bölüşelim.” diye ses geldi arkadaşından. Bölüşmek, herkesin ihtiyacına göre alması iyiydi. Hem çöpe atsalar kime ne...
Köpek diye boynuna ip bağlayıp evin geniş koridorlarında gezdirdiğim dinozor oyuncağımı hiç unutmadım.
Ana caddeye bakan arka balkonu, şimdi nereli olduğunu hatırlamasam da her sabah...
is ve tütküsünün rağmına ateşin
aldırışa kalkamayan kim idiyse
sermiş odur zıpçık meydanları
sıcağı eritmeyen lambadan
ritim tutmak nasıldı gözüm seyrine
kendilik patikası ot bitirmiş meydan
tıraşsız taşların el tırnak...
Esra Asar
radyodaki kadın 17 haberlerini okuyordu o sırada
sen neden hatırlamıyorum, galiba benim yüzümden, sevilmediğini bağırıp ağlıyordun
artık tutukladıklarının isimlerini söylemiyorlar oysa eskiden daha kalabalıktık
artık isimlerden...