Burak Demirtaş
Oh-oh, here she comes
Watch out, boy, she'll chew you up!
- Daryl Hall & John Oates, Maneater
etin korkuya açılıyor parlak
gövden eskiyor saflığıma doğru
o ansızın...
gün ışığında yeterince bekletilmiş bir bardak suyu içerseniz güneşi tadabilirsiniz. bir çocukluk günlüğüne benzer.
ne dediğini anlamasak da ne yaşadığını anladığımız
paçalarındaki çamurun renginden
hangi ormanda kaybolduğunu...
“Bunları atma vakti geldi ya da aramızda bölüşelim.” diye ses geldi arkadaşından. Bölüşmek, herkesin ihtiyacına göre alması iyiydi. Hem çöpe atsalar kime ne...
Köpek diye boynuna ip bağlayıp evin geniş koridorlarında gezdirdiğim dinozor oyuncağımı hiç unutmadım.
Ana caddeye bakan arka balkonu, şimdi nereli olduğunu hatırlamasam da her sabah...
is ve tütküsünün rağmına ateşin
aldırışa kalkamayan kim idiyse
sermiş odur zıpçık meydanları
sıcağı eritmeyen lambadan
ritim tutmak nasıldı gözüm seyrine
kendilik patikası ot bitirmiş meydan
tıraşsız taşların el tırnak...