Fadhil Al-Azzawi – Tren İstasyonunda Bir Film

Çeviren: Kemal Küçükgedik

Kışın bir tren istasyonunda, uzun bir seyahatten döndüğümde
Seyyahlar için bir sinemada buldum kendimi
Ve garip bir film izledim.
Ben buraya gelmeden film başlamıştı,
Hiç bitmeyen bir film.
Ne zaman izlemeye başladığın farketmez.
Sahneleri hep tekrar ediyor
Hayatta olaylar nasıl tekrar ederse.

Kahramanlar hırsız maskesi takıyor
Ordular karda sürüklenerek şehre yaklaşıyor.
Yorgun atların çektiği arabaların önünde soytarılar.
Mumdan kanatlar takan adamlar boşlukta yüzüyor.
Kavuran güneşlerin altında
Böcekler gezegenlere doğru garip yollar kurmuş.
Birisi bir inci bulmuş ve tekrar kaybetmiş.
Ve biz kanıyoruz çarşaflarına
Seyyahların o ucuz bir gecelik otellerinin.

Ölü seyircileri yaşayan seyirciler.
Biri gelir, öteki gider.
Salon hep karanlık.
Filmimiz hiç durmadan devam ediyor.


فيلم في محطة قطار

في محطةِ قطارٍ في الشتاء، عائداً من سفرةٍ طويلة
وجدتُ نفسي جالساً في صالةِ سينما للعابرين
أشاهدُ فيلماً لا أعرف قصته
كان قد بدأ قبل وصولي
فيلمٌ لا ينتهي أبداً
لا يهم من أين تراه
لأن كل فصولِه تتكرر
كما الحياة ذاتها.

أَبطالٌ يضعون أقنعةَ لصوصٍ فوق وجوههم
جيوشٌ تزحفُ في الجليدِ لتصلَ الى مدينة ما
ومهرجون يسيرون أمام عرباتٍ تجرها خيولٌ منهكة
رجالٌ بأجنحةٍ من شمعٍ يسبحون في الفضاء
حشراتٌ تشق طرقَها الغريبةَ الى الكواكب
تحت شموس محرقة
ثمة من يعثرُ على لؤلؤةٍ ويفقدُها ثانيةً
ونحن ننزفُ على الشراشف
فوق أَسرة ِمسافرين في فندقٍ رخيصٍ لليلةٍ واحدة.

متفرجون موتى ومتفرجون أَحياء
ثمة من يدخلُ .ثمة من يخرجُ
القاعةُ مظلمةٌ دائماً
وفيلمُنا مستمرٌ بلا نهاية.


1940 yılında Irak’ın Kerkük kentinde doğan Fadhil Al-Azzawi, modern Arap edebiyatının ve özellikle Irak şiirinin en yenilikçi ve asi seslerinden biridir. Bağdat Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı eğitimi alan yazar, 1960’lı yıllarda geleneksel Arap şiir kalıplarını reddeden avangart “60 Kuşağı” hareketinin kurucu liderleri arasında yer aldı. 1969’da yayımladığı şiir manifestosuyla edebiyat dünyasında modernist bir devrim dalgası başlatan Al-Azzawi; şair, romancı, eleştirmen ve çevirmen kimlikleriyle çok yönlü bir entelektüel olarak öne çıktı.

Sol görüşleri, muhalif duruşu ve entelektüel bağımsızlığı nedeniyle dönemin baskıcı Irak rejimlerinin hedefi olan yazar, 1960’lı ve 70’li yıllarda birkaç kez hapis yattı. Siyasi baskıların tırmanması üzerine 1977 yılında ülkesini terk etmek zorunda kalarak Almanya’ya sürgüne gitti ve Leipzig Üniversitesi’nde gazetecilik doktorası yaptı. Yaşamını uzun yıllar Berlin’de sürgünde geçiren Al-Azzawi, ülkesinden uzakta olmasına rağmen ana dilinde üretmeye, Ortadoğu’nun trajedilerini ve insanlığın özgürlük arayışını yazmaya kararlılıkla devam etti.

Doğu ile Batı edebiyatını, mitolojiyi ve felsefeyi eserlerinde ustaca harmanlayan Al-Azzawi, diktatörlüklerin ve savaşların absürtlüğünü kara mizah ve sürrealist bir dille eleştirmiştir. Romanlarında doğup büyüdüğü kozmopolit Kerkük’ün hafızasını masalsı ve çarpıcı bir gerçekçilikle işlerken, şiirlerinde ise sürgünlük, yalnızlık ve bireysel özgürlük temalarına odaklanmıştır. Birçok dile çevrilen yapıtlarıyla uluslararası alanda büyük saygınlık kazanan yazar, modern Arap edebiyatının yaşayan en önemli çınarlarından biri olarak kabul edilir.

Fadhil Al-Azzawi’nin “Hücre” romanı 2009 yılında Gökhan Soyşekerci tarafından çevrilerek Pupa Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır.

En Yeniler

Eda Gül’ün Yeni Kitabı “Proleter Öğüdü” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağdaş Türk şiirinin özgün yayın çizgisini sürdüren 160. Kilometre,...

Nostaljik Kazazedeler – Yunus Emre Oğuz

Gözü Kader’in kahvaltı tabağındaydı. Dikine, ince ince doğranmış salatalıklar,...

Alman Taşrasında Türkçe Şarkılar: Christian Petzold’un “Jerichow” Filmini Yeniden Okumak

Christian Petzold'un 2008 yapımı Jerichow filmi, ilk bakışta James...

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar...

Nihat Özdal’ın Yeni Kitabı “Bulut/Haiku” Lando Yayınlarından Yayımlandı

Şair, yazar, fotoğrafçı ve doğa gözlemcisi kimliğiyle çağdaş Türk...

Otopsi Perisi – Bilgehan Tuğrul

Eller ve imdat Balkonda yapılmış ağıtlara katılan kediler Hep bir ağızdan...

Benzer İçerikler

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar ülkesi ve söğüt dalından çocukların. Ateş ve yaz ülkesi, güneş ekinlerin arasında yavruladığında. Sarışın çit sağır dilsiz köylüleriyle ölü ocakların...

Tomas Tranströmer – Schubertiana

I Akşam karanlığında, New York'un dışında, bir bakışta sekiz milyon insanın evlerini görebileceğin bir yerde, koca kent yanıp sönen bir ışık seli, sarmal bir yıldız kürnesi yandan bakınca. Bu...

Ali Abdollahi – İnziva Hatırası

Sağ ayakkabım izne çıktı Halen ne dört ayaklıyım ne de iki Ezeli tesliste Nietzche okuyorum Geceler uykuma geliyor ve söylüyorum Sonunda senin bıyığını ediyorum! Günlerdir telefon telesekreterde Aman şu inatçı ev...