Otopsi Perisi – Bilgehan Tuğrul

Eller ve imdat
Balkonda yapılmış ağıtlara katılan kediler
Hep bir ağızdan ölmeliyiz
Bikinilerimizi giyip balıklama
Uzun boylu seksi apartmanlardan atlayarak
Uykumda lekekerini sildiğim melekler haberiniz olsun
Her şey bana yaptırılıyor yaptırımım ben

Eller ve imdat
Sen de bir şeyler söyle bu buluştuğumuz son iskele
Bir türlü sevemedin beni, içime saplanan bıçak hiç paslanmadığı için belki de
Hayat dolu kan! taşları çakıllaştıran
Bana gelenler mutfağımda patates soyan kurumsal müdürleri görürler
Biz hep beraber dans ederiz ayrı ayrı flamenco
Bir bombanın iki farklı evde patlaması gibi
Buna imrenmen çok normal,
Bizim salon duvarlarını fotokopi çektirmek istemen
Anlıyorum ama yasal değil

Ve ben çok uysal bir otopsi perisiyim
Bu yüzden hiç içini açmadım senin

Ellerim keçeleşti diye
Eşini ampulle aldatan ateş böceklerinden söz etmen NİYE
anlamını bilme aşkın sorun değil bazı şeyler podcast dinleyerek öğrenilebilir masayı okşamak başlangıç gibi gözüksede hangi tabut sevildiğinde yatağa dönüşmüştür diye imam sorabilir ve sen başlarsın yarayı kapattığımız yerinden soymaya, hep başıma iş açtın yine de kapatmadım bildiğim yok demek ki anla

Senin gibi günlüklere benzeyip çok çizilmiş  adamı kim kabul edebilir, yazık hanımların dikkatine

KAPIMI süpürüyorum çok kere daha kirli görmek için
Senin adın Orta Asya Türkçesinde meze anlamına gelsin/Bundan böyle çağırma beni/yırtılan müşterilerimi yıldızlı değneğimle dikmeliyim

AÇMADIN doğru zamanda gölgenin kamburlaşmaya boyun eğmiş sırtını, hadi bu beni son gömüşün bir şey söyle, aşk yasaklanmaktır/evden yanlış çıkmak/geç ya da erken/aşk kardan bir adamı spaya çağırmak ve onunla buzlu lazere gitmemektir/dağılmaktır/yapbozlara arkanı göstermek

Susuyorsan bu karşındaki kişiye değer vermediğin anlamına gelir, periyim ama kim demiş ki iyiyim, dilerim avuçların hiç bir araya gelmesin

Sana değmez ama ben de böyle biriyim işte
Maalesef kaçarak daha çok yakınlaştık birbirimize
Eller ve imdat
Tutmayacaksın diye sürekli kendilerine kayıp ilanı çıkarıyorlar
Kızıyorum bu saatte evde ne işimiz var
Hayat olmadığımız şeylerden ibadet
El ve da
İskeleler buluşmak içindir
gereksiz yere hiçbir eşyayı meşgul etmemek gerek

En Yeniler

Ölüler Pazarı – Mihriban Kurt

Babaanneme   Yazık yavrucağa, babasını hiç tanımayacak, dedi biri. Kim olduğunu...

Buzdokuz’un 32. Sayısı “İfadeci – Kavramsal Şiir” Dosyasıyla Yayımlandı

Buzdokuz Şiir Teori Eleştiri dergisi Ekim-Kasım-Aralık 2026 sayısıyla 7....

Seán Dunne – Üç Aşk Şiiri

Âşık Kadın Gözkapaklarımda duruyor, saçları saçlarıma karışmış. Ellerimin biçimini almış, gözlerimin rengini. Gölgemde yitip...

Bir Gramofon İğnesi Kırık – Barış C. Yıldırım

Çoktan sustu sana aldığım antika gramofon çalmaya devam etse de...

Kadın Hafızasının İzinde: Selda Uygur’un Yeni Romanı Yalvaç

Edebiyat dünyasının dikkat çeken ödüllü kalemlerinden Selda Uygur, Bilgi...

Bir Kazanın İçinden Bir Hayata Bakmak: “Hayat Bağları” Filmi Üzerine Bir İnceleme

Hayat Bağları, bir ölüm filminden çok bir erteleme filmi....

Benzer İçerikler

Bir Gramofon İğnesi Kırık – Barış C. Yıldırım

Çoktan sustu sana aldığım antika gramofon çalmaya devam etse de içimde bir yerlerde cızırdayarak kırıldı gitti elmas iğnesi sabahsız bir gecenin üçünde annenden kalan vazo kırıldı düştü...

Kaçırmaya Gelince/Siz Kedileri Kaçırmayı Çok İyi Bilirsiniz –

      “hoş senin de bir varoluş sebebin var yakından uzaktan alakam olsa mutluyum” “Laleler Beyaz” Sakin   yarını beklediğinden kedileri kaçırdın o son keki yediğinden kalbini yere serdiğin o yolu tekrar...

Yankılar – Hasan Orhan

Eve geçmeden evvel annemle babamı görmek istedim. Salona girdiğimde yan yana kanepeye çökmüş, sırayla isim sayarken buldum onları. “Şerife, Hamit, Mehmet…” Bir süre kapıda öylece dikilip...