Edebiyat dünyasının dikkat çeken ödüllü kalemlerinden Selda Uygur, Bilgi Yayınevi etiketiyle yayımlanan yeni romanı Yalvaç ile okurlarını zamanın, mekânın ve rüyaların sınırlarını aşan çok katmanlı bir anlatıya davet ediyor. Aziz Pavlus’un kadim yollarından mitolojiye, çocukluğun taş sokaklarından sinemanın büyüsüne uzanan eser, eril tahakküme karşı kadın hafızasını ve yaratmanın dönüştürücü gücünü merkeze alıyor. Dili, ritmi ve cesur alt metniyle sezonun öne çıkan yapıtları arasında yerini alan kitabın tanıtım bülteni şöyle:
“Gel, senin çocukluğunun geçtiği sokağa gidelim. Kim olduğun fark etmez. Zamana uy, büyünün bir parçası ol yeter.”
Bir ruh, çağlar boyunca kaç bedende yanar?
İmkânsız aşkın belasına on bir yaşında tutulan Gece’den çağlar öncesinde ateşten ruhuyla kavrulan Alva’ya, Antik Roma’da mermer yontarak köleliğini bertaraf etmeye çalışan Livia’dan kutsalı sarstığı için aslanların önüne atılan Tekla’ya…
İlkçağdan bugüne ışıyan bu hikâye, dışlanmış, kovulmuş, sürülmüş ruhların yeniden beden bulmasını anlatıyor.
Selda Uygur, zamanın ve mekânın sınırlarını alaşağı ettiği Yalvaç’ta rüyanın tekinsiz zeminine çekinmeden dokunuyor. Binlerce yıldır süregelen tahakkümü, kadın bedeninden yükselen bir hafızayla, yaratmanın ateşiyle delip geçiyor.
“Âşık kadınlar tehlikelidir. Kendilerinden önce nefesleri yola çıkar.
Mezar taşlarına yazılacak ağıtların peşine düşmezler.
Sarkmaya başlayan memelerinden çekinmezler. Düşen elbise askılarını omuz başlarına geçirip memelerini toplayıp yola düşerler.
İlk cadının selamı var sana. Dinle onu.”