Ilma Rakusa – Joseph Brodsky İçin

Kanepe kırmızı mıydı?
Valiz evet denizaşırı valiz
bir tekne gibi duruyordu orada
Amerika’ya hazır.
Bayrak, valiz, kitaplar
yerli yerinde. Gidiş
öylesine ansızın ama zorunlu
ve sonradan görüldüğü gibi
sonsuzluğa. Şimdi sen ölüsün.

Leningrad’da kar yağıyordu.
Gece ve benzin istasyonu
nadasa bırakılmış toprak gibi
ıssız. Sokaklar
cepheler terk edilmiş,
ihtişamdan yoksun. Sen
sessiz dudakların arasından usulca kayıp gittin
şiirin içine. Biz de böylece
sessiz ve ağırlıksız geçtik
senin şehrinden. Konuşmadık.

Ayakkabılar, adımlar,
sokak, senin yüzün
tam ortasında. Duruyorsun
kanalın kıyısında, ışığın içinde, şaşkın
gibi ve ben bilmiyorum
ne söyleyeceğimi. Yakan kalkık,
sözcük ağız önünde bir bulut,
yuvarlak. Ve elveda.
Kim bilir kaç gün sonrasına?


[für Joseph Brodsky]

War das Sofa rot?
Der Koffer ja Überseekoffer
stand da wie ein Boot
bereit für Amerika.
Fahne Koffer die Bücher
im Lot. Das Weggehen
so plötzlich aber Not
und wie sich zeigte
für immer. Jetzt bist du tot.

Es schneite in Leningrad.
Nacht und die Tankstelle
öd wie Brachland. Straßen
Fassaden verwaist ohne
Pracht. Du hast dich auf
leisen Lippen davongemacht
ins Gedicht. So fuhren wir
still und gewichtlos durch
deine Stadt. Sprachen nicht.

Die Schuhe der Schritt
die Gasse dein Gesicht
mittendrin. Du stehst
am Kanal im Licht wie bestürzt
und ich weiß nicht
was sagen. Kragen hoch
das Wort eine Wolke vorm Mund
rund. Und lebwohl.
Bis in wie viel Tagen?


Ilma Rakusa, 2 Ocak 1946’da Slovakya’nın Rimavská Sobota şehrinde Macar bir anne ve Sloven bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunun ilk yıllarını Budapeşte, Ljubljana ve Trieste’de geçirdi. 1951 yılında ailesiyle birlikte İsviçre’ye yerleşti. İlkokul ve ortaokulu Zürih’te okudu ve 1964 yılında mezun oldu. 1965-1971 yılları arasında Zürih, Paris ve St. Petersburg’da Slav ve Roman dilleri ve edebiyatları üzerine eğitim gördü.

1971 yılında doktorasını tamamladı (tez: *Rus Edebiyatında Yalnızlık Motifi Üzerine Çalışmalar*, Herbert Lang Verlag, Bern 1973). 1971-1977 yılları arasında Zürih Üniversitesi Slav Araştırmaları Enstitüsü’nde asistan olarak çalıştı. 1977’den beri Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Bunun yanı sıra serbest yazar, çevirmen ve gazeteci olarak da çalışmaktadır. (Neue Zürcher Zeitung ve Die Zeit’e katkıda bulunmaktadır.)

Fransızca, Rusça, Sırpça-Hırvatça ve Macarca’dan çeviriler yapmaktadır ve çok sayıda yayının editörlüğünü üstlenmiştir. Alman Dil ve Edebiyat Akademisi (Darmstadt) üyesidir.
Ilma Rakusa Zürih’te yaşamaktadır.

En Yeniler

Çeyrek Asra Doğru Ekim Geçidi

Gülsün Erbil’in ülkemize kazandırdığı Ekim Geçidi Sergi dizisi ilk...

Harf Şiir Dergisi Yayın Hayatına Başladı

Şiirin özgür, bağımsız ve çok dilli alanı Harf Şiir Dergisi,...

Ölüler Pazarı – Mihriban Kurt

Babaanneme   Yazık yavrucağa, babasını hiç tanımayacak, dedi biri. Kim olduğunu...

Buzdokuz’un 32. Sayısı “İfadeci – Kavramsal Şiir” Dosyasıyla Yayımlandı

Buzdokuz Şiir Teori Eleştiri dergisi Ekim-Kasım-Aralık 2026 sayısıyla 7....

Seán Dunne – Üç Aşk Şiiri

Âşık Kadın Gözkapaklarımda duruyor, saçları saçlarıma karışmış. Ellerimin biçimini almış, gözlerimin rengini. Gölgemde yitip...

Bir Gramofon İğnesi Kırık – Barış C. Yıldırım

Çoktan sustu sana aldığım antika gramofon çalmaya devam etse de...

Benzer İçerikler

Iryna Shuvalova – Konuşma

konuşmak artık el yordamıyla gerçekleşiyor geceleyin böğürtlen toplar gibi bahçenin sınırları silinirken karanlığın sınırları belirginleşiyor konuşmak artık azıcık heves, azıcık cesaret evden çalı dibine taşınırken ayaklara dökülen su dolu bir tekne kadar ağır konuşmak görünmez...

Evgeniy Abdullayev – Ocak Dörtlükleri

1 Tanrıların savaşı sona erdi. Yalnız ölülerekaldı ölülerin arasında hareket etmekve onların çınlayan bedenlerinicam şişeler gibi toplamak. 2 Sabah savaş alanına çıkarsınve beyazı solursun. Yalnızca kuşlar.Ama onlar...

Julio Cortázar – Le Dôme

evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine karşı savunur...