duvarlara doğrulan omuz
duvarlardan yana hep daha fazlası olurken
ertelenmiş kalıcılığa dönüşüyor varlığımız
yürümek bu sokaklarla yer değiştirmek değil
zeminle yapılan hükümsüz anlaşma
varamıyorum
adı konulmadan duran o açıklığa
ilerledikçe çoğalan kayma, altımdan
varamıyorum
yakınlaşırken dahi eksilen karşılaşmalarda
tutuk beden
eylem yerleşir mi bu şehrin muammasına
yeniden
basıncın merkezinde karanlık katlanırken
evren imkânsız, sürgünde dokunuşlar
çalkantılı mekanik içinde izi nerede
kovandaki ısının
ikna edemiyorsa bakışımdaki çatılar
mevcudiyetimi
S Ü R G Ü N D E Y İ Z oluşlara
çatlayan sürelerde birikiyor mesafe
hiçbir akış tamamlamıyor başladığı seyrini
en sonunda… ellerim taşmıyor dünyaya, öteleniyor ağızlarda ihtimam
uçucu zamanında şehrin gördüklerimiz, yetmiyor
yüzeylerime dökülen arzuya
ne de kökümün çağırdığı salınıma
yön tutmayan bölge burası
yabancılığım kuruluyor başkalığımdan
yurtsuzluğa yakın bir hattan geçiyorum
nereye dönsem geçici birleşim olasılıklarla
mekan geri çekiliyor, biçim değiştiriyor temas
atımlardan koparan şiddet
aşım bizzat ihlal, nefes boşluğunu bulamıyor
sertleşen tortuları bırakıyor günler
bu infilak iniyor oyuklarıma
yoksunluğun bilgisinde artık neyi oldurmalı kan
sızılı maddemde insan-yokuşu belirti
kendine yetişemeyen eğimleri taşıyor
gecikiyor bedenimin ilişeceği bağ
bir şehir dağılıyor, uzuyor diğeri
İzmir, geçirimsiz
Amed, gövdeyi itmeyen sokak
burada ve orada ayrı yankılanıyor omurgam
bekliyor mu uysal nabız
varabildim mi istencimde
açılan şeye?