Hasan Hüsrev Hatemi, 2 Nisan 2026 tarihinde 88 yaşında hayatını kaybetti. Tıp dünyasında iç hastalıkları profesörü olarak uzun yıllar hizmet veren Hatemi, aynı zamanda Türk edebiyatında kendine özgü sesiyle yer edinmiş, şiir ve düşünceyi aynı damarda buluşturan nadir isimlerden biriydi.
1938 yılında İstanbul’da doğan Hatemi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde aldığı eğitimin ardından akademik kariyerine yönelmiş; hekimlik mesleğini yalnızca bir bilim pratiği olarak değil, insanın varoluşuna dair derin bir kavrayışın parçası olarak ele almıştır. Bu yaklaşım, onun edebi metinlerine de nüfuz etmiş; beden ile ruh, hastalık ile kader, ölüm ile anlam arasındaki ince çizgiler yazdıklarının temel izleklerini oluşturmuştur.
Hatemi’nin şiiri, modern Türk şiiri ile klasik geleneğin arasında kurduğu zarif dengeyle dikkat çeker. İlk dönemlerinde aruz vezniyle kaleme aldığı şiirler, zamanla daha serbest bir yapıya evrilse de, dilindeki iç ritim ve gelenekle kurduğu bağ hiçbir zaman kopmamıştır. Onun dizelerinde İstanbul, yalnızca bir mekân değil; hafızanın, kaybolan inceliğin ve içsel bir zamanın taşıyıcısı olarak var olur.
Eserleri arasında Yozlaşmadan Uzlaşmak, Kelimeler Kitabı, N’etti Bu Yunus N’etti, Kuşlar ve Zaman ve Ömür Süvarisi gibi kitaplar bulunan Hatemi, deneme ve hatıra türlerinde de kalıcı metinler bırakmıştır. Yazılarında sıkça karşılaşılan tasavvufi duyarlık, onun dünyaya bakışındaki derinliği ve dinginliği yansıtır.
Hatemi’nin ölümü, gürültülü bir kopuştan ziyade, kendi şiirine yakışır bir çekiliş gibi hissediliyor. Onun metinlerinde ölüm çoğu zaman bir son değil, bir eşik olarak belirir; şimdi bu eşikten geçenin bizzat kendisi olduğu düşüncesi, geride kalanlar için buruk ama anlamlı bir yankı bırakıyor. Bir ömrü hem ilme hem kelama adayan bu ses, susmuş gibi görünse de, yazdıklarıyla varlığını sürdürmeye devam edecek.
