Sorularını Yanıtlayacağız Ayini – Gönül Demircioğlu

Kalkmayan cenaze benim. En kısa zaman bükücüsü. Kasnağım gergin, üstünde otuz yedi iğne. İşledim büyüsünce akrebin. Büyüttüm komutanlarımı delibozuk, çeperlerini zırhladım. Atalık diktim toprağa, fasulyelensin kanım. Talan. Budadım uzayan cadıları, süngüsü yatağında. Kıyamda yuvarlandı şahların. Onların balyozlu afyon dudakları. Onların diş bileyen çarpık ayakları. Vurgunun boynunda halkası, küflü mayanın yıkık ustası. Tünedin merdivenlerce göğe. Kanamalı kalabalıklarındı senin, sıtmalı boşlukların. Levhanda methi şuh kurbanların, omurundu palazlı. Konfetilerin başrolü, çengelli muamma. Güldüm şırıngana, dikenine battım. Çok ısırığın vardı, çok maytap. Yaktım şeytan tüylerimi, dördüncü rekattan çıktım. Kurmalı konvoyların rükuda, sütünü yılanladım. Beni bir İblis için tombaladan çekti Tanrı. Alnıma isimlik astım, kulağıma üfledim. Elime doğan makasla göbeğimi biledim. Arapsaçı büyüsüyle değişsindi iklim. Çizseydin bana da bir dal. Çözseydin bana da bir bağ. Küfelerin mıhlandı, çoraktı dudaklarım. Bölündü bebeklerim, dadısıydım hepsinin. Bin cambaz çehremde kırdı buzlarını. Yüz tuttu kuru cennetin donmaya. Hızarım perçinli, eğrilmezgillerden. Kaç sıra geçtim o söküğün üstünü, kaç tokat nasırladı tenimi? Yine yok dersin, yine az: Sorularını yanıtlayacağız ayini. Şapkanda, tehirle gezdirdiğin sus saçakların. İlk pastamın şemsiyesi, kutsal adağın. Oysa geçit töreninde uygundu adımlarım. Teri soğuyan bir hastayım şimdi. Kadrosuz kimliğinin öz korsanı. İhtiyaç fazlasısın, elim hep zararda. Karolarım, kupalarım, maçalarım, sineklerim. Mahkememden hacizli şerbetin. Muadilimdi, zehrinden söktüğüm ilmek. Senin maviydi boncukların, ben imamesiz. Aradığım bir çift ayak, her teneffüs sesi. Çalımlar boşluksuz, el insan çölü. İntihar tutamağında yelkovan, saatsiz. Savurarak sindi kırağın, üstüm başım nadas. Sonsuza bu kapanış töreni. Bilmecenin bant sonu, cevap anahtarında infilak. Çarkımda yas sarmalın, ritmi aynan olan. Kopardığım bu dip senin. Özgeçmişinim, alnında görünmez. Gizlilik derecen benim. En kısa zaman bükücüsü.

En Yeniler

İkilikler Arasında Bir Şiir Evreni: Erkut Tokman’la Solucanlar ve Rapunzel

Söyleşi: Azimet Avcu Erkut Tokman; şiir, performans ve görsel sanat...

Nasim Luczaj – Üç Şiir

  Çeviren: Zehra Güven Taos, New Mexico. 7 Mayıs 1929 Seni terk...

Ahmet Güntan’ın Yeni Romanı “Sarıldım Çiftliği” Yayımlandı

Sarıldım Çiftliği. Kitap Açıklaması Kabul edilmek artık umurumda değil. Yola...

Ekmek – İsmail Demir

kendi parmaklarımla vuruşturduğum tüm bira kapaklarına adın çıkıyor diye seviyor dedi...

90’ların Türk Sinemasında Bir Baba Oğul Çatışması: “İki Başlı Dev”

Başrollerini Cüneyt Arkın ile Fikret Kuşkan’ın paylaştığı film, Türk...

Benzer İçerikler

Ekmek – İsmail Demir

kendi parmaklarımla vuruşturduğum tüm bira kapaklarına adın çıkıyor diye seviyor dedi birileri kainatta en son giyeceğim elbiseyi giydim soyundun kırmızı sırtını bıraktın dudağıma yarı m bugün başka kapıların eşiğinden aşağı düşüp...

Başla Başla Başla! – Fatih Erdem Kavak

“ve artık pek konuşmuyoruz” Edip Cansever 2. işte, yaşıyor dostum hem pek konuşmuyor hem daha gür çıkıyor sesi bir korkunun arkasına saklanıyor ondan alıyor yeni cesaretini sesi, okyanusları çalkalıyor bir çırpıda çünkü biliyor herkes...

Açılsın Kapılar ve Dökülsün Her Balık – Merve Gülçin Koçakoğlu

Merve Gülçin Koçakoğlu         dolaplar dolusu giysi içimde. hepsi katlanmak üzere bekliyor sanki. ben yağmuru bekliyorum her şeyi asabilmek için. sözcüklerimi sevmezsen benden bana bir ben olarak ne kalır?...