kendi parmaklarımla vuruşturduğum
tüm bira kapaklarına adın çıkıyor diye
seviyor dedi birileri
kainatta en son giyeceğim elbiseyi giydim
soyundun kırmızı sırtını bıraktın dudağıma yarı
m
bugün başka kapıların eşiğinden aşağı
düşüp düşlerimden inandıkça olmaz kadere
alnıma yazdığımı unuttuğum cümlenin
esiriyim çarptıkça suyun sızısı bileklerime
soruldukça boğdu bu soru beni
senin yemediğin mayası bozuk ekmeğini mi yedim
Tokum.
anlamadığım sözlerini
karabayram sabahlarına bırak
çoban çocuklarının ellerinden alacağın fitne
sana yetmez
bunu karşıla şişmiş iki göğsün
ensendeki siyami kokuyla ve uçsuz unsurlarıyla
göğü delen kelebeğin
karşıma çık beni olur olmaz ithamlarla yargıla
adaletinden sual olunmaz ya neyse
nefesimi keşfet nefsime görüldü kıl
iki tık sonra başlıyor yaşam
mavi benim gör
iliştir bu yalın duyguyu bana
kalbim hızla korkuyla sebepsizce ç a r p s ı n
sükut et melül kalsın kaşımdaki stres
çarpıları çarpı kıldığım için çıkayım çığrımdan
şimdi bu nefesle ilk düzlüğe giriyorum
finish çizgisine varmadım bir bayrağım var
bir vatanım var ve ne olduğuma inan
Hatırlamıyorum.