Başla Başla Başla! – Fatih Erdem Kavak

“ve artık pek konuşmuyoruz”
Edip Cansever

2.

işte, yaşıyor dostum
hem pek konuşmuyor
hem daha gür çıkıyor sesi
bir korkunun arkasına saklanıyor
ondan alıyor yeni cesaretini

sesi, okyanusları çalkalıyor bir çırpıda
çünkü biliyor
herkes bir yerden başladı başlamaya

hiç uzak kalamıyorum sudan
hangi tanrı bestelediyse bu suyu
ve köpüklerin sesi neyin çağrısını gizliyorsa
kim çağırıyor ya da kim çağrılıyorsa
kimlerin arasında ben yokum
hiç görünür olmadım
bir arap’ın bıçağındaki parlama kadar eminim bundan

kimse aramasa da kimseyi
kimsenin aramadığı bir insanın
kendini araması gibi
bir buzdolabının kapağını açıp kapar gibi
kırık bir masadan yere düşer gibi
buraya dökülüyorum sürekli

yine başlıyoruz
hep aynı oyunu oynuyoruz
biliyorum, bilmenin hiçbir değeri yok
bilmek, inanmanın bir başka adı
kim eline alırsa ilk o oynar onunla
bu yüzden
çözülmeyecek bir düğüm yok
bu iki ada arasında
bir zincir boğazımızı bağlasa da çözeriz onu
gerekirse yeni kanallar yaratırız yanımızda kalanlarla
buluruz memnun etmenin bir yolunu
çözülür bütün bilmeceler
herkes aynı yalana inanırsa
çözülür bir bulutun yağmura dönüşmesi kıvamında

bilinç, kafamın içindeki bulanık su;
kendi doğrumu sınadığım muğlak mekân.
işte bu onun adası
işte bu benim adam
herkes kaptıysa köşesini başlayabiliriz oyuna
herkes yerinden memnunsa
başlıyoruz
alt bilinçle üst bilincin akışkanlığında

3.

bu adayı yaşadıkça
kavradıkça kardeşimin fikrini
eşsiz bir dehşeti tanıdım
yollarım güçlendi
gitmeliyim artık

kalmanın ruhumu dağıttığı andayım
kalmanın özümü parçaladığı ortada
içimde bazı sesler büyüyor ve deniyor beni
“ama sen hep buradaydın”
doğru ve hâlâ, her an buradayım

bu ada, lekeli beyaz bir örtüyü andırıyor
ama örtü kimin umurunda.
o leke kan da olsa susmalı
gören gözü oyuyorlar
söküyorlar konuşan dili
insana lazım değil, bunların hiçbiri
dişler, yalnızca dişler kovuğunda

kimse beklemiyor
adımı çağıran bir toz zerresi yok
oysa gözlerim bozuldu uzaklara dalmaktan.
üstümdeki gölgeler, altımdaki gölgeler
ışığa doğru itiyorlar beni
bana yer kalmadı bu adada

bir hiç uğruna burada kalmaktansa
bir hiçe doğru yol almalı bu noktada
başla başla başla!

 

En Yeniler

Abrazyon – Gamze Altuntaş

Julio Cortázar – Le Dôme

evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur bana kalıt bıraktığın o kırılgan...

Krzysztof Kieślowski ve Dekalog: Ahlak, Vicdan ve İnsan Üzerine Bir Sinema Okuması

Krzysztof Kieślowski, 1941 yılında Varşova'da ekonomik zorluklar içinde yaşayan...

Ali Özgür Özkarcı’dan Elliler Kuşağına Yeni Bir Bakış: Elliler Apartmanı Raflarda

Türkçe edebiyatın modernleşme serüveninde önemli bir kırılma noktası olarak...

Bir Vedaya Hazırlık – Ekin Şara Özden

Günler sonra dışarıdaydım. Güneş, yakıcı sıcaklığıyla tepedeydi. Apartmandan dışarı...

Galal el-Behairy – Doğum Günüm

Yarısı geçti, Yarısı öldü. Yarısı sessizce kayıp gitti parmaklarımın arasından, Dokunduğumu bile...

Benzer İçerikler

Bir Vedaya Hazırlık – Ekin Şara Özden

Günler sonra dışarıdaydım. Güneş, yakıcı sıcaklığıyla tepedeydi. Apartmandan dışarı adımımı attığım andan beri kaç tane insan gördüysem hepsi yanımdan gelip geçti. Kimisi omuzlarıma çarparak,...

25 Haziran Ölüm Bildirisi Numara 47 – Barış Yıldırım

Ben her 25 haziranda bir ölüm şiiri yazarım çakralarımı açıp hani herkesin evine giren ölüm ve herkesin evinden girdiği bir tohum ekiyorum buraya ağaç olacak ben...

Dosta Destan – Ecre Begüm Bayrak

solmadı sümbülteberler ve solmadı doğa solmadı dişimizi sıktıran öz solmadı kan solmadı. kimimiz için dostluktu, kimimiz için yangın kimimiz için yıldız, kimimize gece, kimimize hayat kimimiz, kimiz? kimiz bu yıldızsız karanlık...