María Paz Guerrero – Sokağa Çıktığında Çöp Dağları Görünüyor

Çeviren: Nil Gürel Arostegui

sokağa çıktığında çöp görüyor, çöp yığınları
köşelerde birikmiş, bir evsiz bir torbadan
bayat azıkları çıkarıyor, bir diğeri ise
kaldırımın orta yerinde uyuyor, Tanrı rengârenk boyalı
yoksul evlerin mahallesini görüyor, Tanrı
yoksul mahallenin bakkalına muz almaya, badem sütü
almaya gider çünkü artık vegandır ama bakkalda
o sütten yoktur, makarna yapmak için zeytin
almaya yelteniyor çünkü Tanrı evinde tek başınadır,
Tanrı ayrılmıştır, Tanrı’nın bir eşi yoktur ama
zeytin de yoktur, Tanrı bakkala giren insanları görür
ve onların iki domates, bir dal taze soğan
yarım okka pirinç aldıklarını görür, azar azar
menopoz kuraklığında alırlar. Tanrı,
duygusal merkezinin yoksunluk olduğunu düşünür,
ışığını bulmak için meditasyon yapması gerektiğini, çünkü travması
yoksunluktur. Sonra yoksullara hayran kalır,
çünkü onlar yoksunluğun vücut bulmuş halidir. Yoksul mahalleye gider ve
kendi insanlarının arasına oturur

Tanrı dans etmeye gider


[cuando sale a la calle ve basura montañas de basura]

cuando sale a la calle ve basura montañas de basura
acumulada en las esquinas un indigente que saca
comida vieja de una bolsa otro que está dormido
en la mitad de la acera dios ve un barrio de casas
pobres pintadas de colores dios va a la tienda del
barrio pobre a comprar bananos a comprar leche
de almendras porque ahora es vegano pero no hay
de esa leche en la tienda va a comprar aceitunas
para preparar una pasta porque dios está solo en su
casa dios se ha separado dios no tiene pareja pero
no hay aceitunas dios ve entrar gente a la tienda
y los ve comprar dos tomates un gajo de cebolla
larga media libra de arroz compran al menudeo de
a poco compran menopáusicamente dios piensa
que su centro emocional es la carencia que debe
meditar para encontrar su luz porque su trauma es
la carencia entonces se fascina con los pobres que
son la carencia hecha persona va al barrio pobre y se
siente con los suyos

dios va a bailar


María Paz Guerrero, 03.05.1982 tarihli Kolombiye doğumlu şair. Lengua rosa afuera, gata ciega (Himpar, 2021), Los analfabetas (La jaula publicaciones, 2020) ve New York’ta Ugly Duckling Press tarafından 2020 yılında God is a Bitch Too adıyla İngilizceye çevrilen Dios también es una perra (Cajón de Sastre, 2018) adlı şiir kitaplarının yazarıdır. Ranura adlı antolojisi Haziran 2022’de İspanyol yayınevi Olifante tarafından yayımlanmıştır. Şiirleri, Pájaros de sombra. Diecisiete poetas colombianas, 1989-1964 (Vaso Roto, 2019) ve Moradas interiores. Cuatro poetas colombianas (Universidad Javeriana, şiir koleksiyonu, 2016) antolojilerinde yer almıştır. La Generación sin Nombre (Universidad Central, 2019) antolojisinin seçkisini hazırlamış ve önsözünü kaleme almıştır; ayrıca “El dolor de estar vivo en Los poemas póstumos de César Vallejo” (Universidad de los Andes, 2006) adlı denemenin yazarıdır. Universidad de los Andes’teki lisans eğitiminin ve Paris’teki Sorbonne Nouvelle Üniversitesi’ndeki Karşılaştırmalı Edebiyat yüksek lisansının ardından, şu anda Universidad de Zaragoza’da Edebiyat Teorisi üzerine doktora yapmaktadır. Bogotá’daki Universidad Central’in Edebi Yazarlık Fakültesi’nde tam zamanlı olarak çalışmaktadır.

En Yeniler

Eda Gül’ün Yeni Kitabı “Proleter Öğüdü” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağdaş Türk şiirinin özgün yayın çizgisini sürdüren 160. Kilometre,...

Nostaljik Kazazedeler – Yunus Emre Oğuz

Gözü Kader’in kahvaltı tabağındaydı. Dikine, ince ince doğranmış salatalıklar,...

Alman Taşrasında Türkçe Şarkılar: Christian Petzold’un “Jerichow” Filmini Yeniden Okumak

Christian Petzold'un 2008 yapımı Jerichow filmi, ilk bakışta James...

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar...

Nihat Özdal’ın Yeni Kitabı “Bulut/Haiku” Lando Yayınlarından Yayımlandı

Şair, yazar, fotoğrafçı ve doğa gözlemcisi kimliğiyle çağdaş Türk...

Otopsi Perisi – Bilgehan Tuğrul

Eller ve imdat Balkonda yapılmış ağıtlara katılan kediler Hep bir ağızdan...

Benzer İçerikler

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar ülkesi ve söğüt dalından çocukların. Ateş ve yaz ülkesi, güneş ekinlerin arasında yavruladığında. Sarışın çit sağır dilsiz köylüleriyle ölü ocakların...

Tomas Tranströmer – Schubertiana

I Akşam karanlığında, New York'un dışında, bir bakışta sekiz milyon insanın evlerini görebileceğin bir yerde, koca kent yanıp sönen bir ışık seli, sarmal bir yıldız kürnesi yandan bakınca. Bu...

Ali Abdollahi – İnziva Hatırası

Sağ ayakkabım izne çıktı Halen ne dört ayaklıyım ne de iki Ezeli tesliste Nietzche okuyorum Geceler uykuma geliyor ve söylüyorum Sonunda senin bıyığını ediyorum! Günlerdir telefon telesekreterde Aman şu inatçı ev...