Louis Armand – Balıkçının Zihnindeki Balıkçı Karısının Rüyası

Çeviren: Ozan R. Kartal

Zaman & gelgit kapıları kilitler, salar gemileri denizlere.
Denizlerin altında, sığınaklarının içinden
daima fısıltılar yükselir:
“Hiçbi’ erkek hiç doğmadı”
derler.

Bacağına zincirlenmiş canavar — mehtaptan gözleriyle,
ağların arasından sıyrılıp uçurumları dolaşır.

İnce bir sis çöker,
yalnızca buna 
haberi öncelerden verilmiş
bir soykırıma hizmet etmek için,
yalnızca.

Günler, diye düşünmeye başladı,
artık yeterince uzun değil.
Evrene sürat katan karanlık enerji,
kriz çetelesini büyütüp duruyordu.

Sonbaharda Almanya;
o eski Konfüçyüs atasözü:
tous les chevaux du roi – (kralın bütün atları)
denizin dibindeki bir hendeğe yuvarlanmış
ve içecek tek damla su yok.

Ağları toplamakla geçen bir başka gece.
Anahtar delikleriyle dolu okyanuslar var,
ilkel aynalar gibi.

Roy Orbison ağlıyor ve diğer insanlar da.
Ho Chi Minh City’de.

Dinle!
Venezuela uykusunda konuşuyor.

Her Amerikan başkanı
En azından bir kez de olsa,
aç kalmayı hak eder.


The Dream of the Fisherman’s Wife in the Mind of the Fisherman

Time & tide lock the doors, launch the ships.
Under the sea their fallout shelter – always
voices whispering: “no man ever
born,” they said.

The monster chained to his leg – its lunate eye,
slipping through nets, skirting the precipices.

A fi ne settling of mist –
to this purpose & no other;
the promised eugenic & no other.

The days, he came to believe, weren’t long
enough. Dark energy accelerating the universe,
building the crisis roster.

Deutschland in Autumn, the old
Confucian proverb: tous les chevaux du
roi
in a ditch at the bottom of
the sea – & nothing to
drink.

Another night hauling in the lines. There are oceans
full of keyholes, primordial mirrors.

Roy Orbison is crying & the people also are
crying in Ho Chi Minh City.

Listen!
Venezuela is talking in its sleep.

Well every American president
deserves to go hungry at least.


Louis Armand, Avustralyalı şair, romancı, editör ve akademisyendir. Şiir, kurmaca ve kültür kuramı alanlarında yaptığı çalışmalarla çağdaş edebiyatın dikkat çeken isimlerinden biri olarak kabul edilir.

Armand’ın yayımlanmış on romanı arasında Breakfast at Midnight (2012), Cairo (2014), The Combinations (2016), GlassHouse (2018) ve Vampyr (2020) yer alır. Cairo, Dublin IMPAC Ödülü’nün uzun listesine kalmış; The Combinations ise The Guardian’ın Not the Booker Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Romanları arasında ayrıca Clair Obscur (2011), Canicule (2013), Abacus (Vagabond, 2015) ve The Garden: Director’s Cut (2020) bulunmaktadır.

Şair olarak da üretken bir isim olan Armand’ın son dönem şiir kitapları arasında John Kinsella ile birlikte hazırladığı Monument (2020), East Broadway Rundown (2015), The Rube Goldberg Variations (2015) ve Synopticon (2012) yer alır. Şiirleri The Penguin Anthology of Australian Poetry, Calyx: 30 Contemporary Australian Poets ve The Best Australian Poems gibi önemli antolojilerde yayımlanmıştır.

Armand aynı zamanda kültür ve edebiyat teorisi üzerine birçok çalışma kaleme almıştır. Videology, The Organ-Grinder’s Monkey: Culture after the Avantgarde, Helixtrolysis: Cyberology & the Joycean “Tyrondynamon Machine”, Event States: Discourse, Time, Medialite ve Contemporary Poetics başlıca eleştirel eserleri arasındadır.

1997’de Penola Festivali’nde Max Harris Ödülü’nü, 2000’de Nassau Review Ödülü’nü kazanmıştır. Senaryosu Clair Obscur, 2009 Trieste Film Festivali’nde mansiyon ödülüne değer görülmüştür.

2004 yılında Prag Uluslararası Şiir Festivali’ni kuran Armand, Prag Mikrofestivali’nin eş organizatörlüğünü yürütmekte; ayrıca HJS (Hypermedia Joyce Studies) dergisinin kurucu editörlüğünü, VLAK Dergisi’nin kurucu editörlüğünü ve Prag Charles Üniversitesi’ndeki Eleştirel ve Kültürel Teori Merkezi’nin yöneticiliğini sürdürmektedir.

Louis Armand; şiir, deneysel kurmaca, sinema ve kültür teorisini bir araya getiren çok yönlü üretimiyle çağdaş edebiyatın özgün seslerinden biridir.

En Yeniler

Eda Gül’ün Yeni Kitabı “Proleter Öğüdü” 160. Kilometre Tarafından Yayımlandı

Çağdaş Türk şiirinin özgün yayın çizgisini sürdüren 160. Kilometre,...

Nostaljik Kazazedeler – Yunus Emre Oğuz

Gözü Kader’in kahvaltı tabağındaydı. Dikine, ince ince doğranmış salatalıklar,...

Alman Taşrasında Türkçe Şarkılar: Christian Petzold’un “Jerichow” Filmini Yeniden Okumak

Christian Petzold'un 2008 yapımı Jerichow filmi, ilk bakışta James...

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar...

Nihat Özdal’ın Yeni Kitabı “Bulut/Haiku” Lando Yayınlarından Yayımlandı

Şair, yazar, fotoğrafçı ve doğa gözlemcisi kimliğiyle çağdaş Türk...

Otopsi Perisi – Bilgehan Tuğrul

Eller ve imdat Balkonda yapılmış ağıtlara katılan kediler Hep bir ağızdan...

Benzer İçerikler

Hugo Claus – Batı Flandre

İnce şarkı, karanlık iplik batan bir çarşaf gibi ülke. Çiftliklerin, sütün bahar ülkesi ve söğüt dalından çocukların. Ateş ve yaz ülkesi, güneş ekinlerin arasında yavruladığında. Sarışın çit sağır dilsiz köylüleriyle ölü ocakların...

Tomas Tranströmer – Schubertiana

I Akşam karanlığında, New York'un dışında, bir bakışta sekiz milyon insanın evlerini görebileceğin bir yerde, koca kent yanıp sönen bir ışık seli, sarmal bir yıldız kürnesi yandan bakınca. Bu...

Ali Abdollahi – İnziva Hatırası

Sağ ayakkabım izne çıktı Halen ne dört ayaklıyım ne de iki Ezeli tesliste Nietzche okuyorum Geceler uykuma geliyor ve söylüyorum Sonunda senin bıyığını ediyorum! Günlerdir telefon telesekreterde Aman şu inatçı ev...