Küçük, Kırık Ama Hâlâ Güzel: Lilo ve Stitch Üzerine

Sangerim Zhakhina

IMDb 7 puan vermiş, ben 10 veriyorum.

Geçen hafta sinemada “Lilo ve Stitch” izleme şansı edindim.
Çocukluğumdan kalma eski ve güzel bir Disney animasyonunun samimi bir yeniden yapımıydı.
Nostaljik her şeye bayılırım, biraz görüntü kalitesi güncellenmişti sadece, yıllar sonra tekrar izlemek epey keyifliydi.
Bir de şöyle bir huyum var: Eğer ekranda gerçekten ilgimi çeken bir şey varsa, onu tek başıma izlemeyi daha çok severim. Böylece kimse dikkatimi dağıtamaz…

Bence ekranda / perdede gördüğümüz her yapım bir mesaj taşımalı. Çünkü büyük kitlelere hitap ediyorlar ve biz de ne izlersek, zamanla ona dönüşüyoruz.
O yüzden arada sırada kafa dağıtmak için romantik komediler, animasyonlar izlemeyi tercih ediyorum.
Benim kuşağım Disney karakterleriyle büyüdü ve küçüklüğümden beri kendimi hep Stitch’le özdeşleştirmiştim.
Asi, enerjik, yaramaz ama kalbi güzel biri…

Peki bu animasyonun en önemli mesajı neydi?
Benim için bazı replikler çok etkileyiciydi, hatta günlük hayatımda da kullanmaya başladım:

Ohana, aile demek. Aile ise kimsenin geride bırakılmaması ya da unutulmaması demek.”

“Bu benim ailem. Tamamen kendi başıma buldum. Küçük, kırık dökük ama yine de güzel. Evet, yine de güzel…”

“Yeniden görüşene dek.”

Lilo & Stitch 2025: Vibrant 8K Ultra HD Wallpaper of Stitch

Lilo ve Stitch aslında şunu söylüyor:
Yalnız başına yürürken dahi bir aile kurabilirsin. Öfke kontrolü olmayan bir uzaylı bile küçük, parçalanmış ama sıcacık bir aile bulabiliyorsa, herkes bulabilir.
Stitch, iki güçlü kızdan oluşan bu bölük pörçük ailenin bir nevi iğne-ipliği, yaması, yapıştırıcısı oldu.

En eğlenceli ve favori repliğim ise şuydu: Kötü değilsin, sadece bazen kötü şeyler yapıyorsun.
Yargılamadan, sadece biraz anlayış ve destekle harika şeyler ortaya çıkabilir. Bunu şahane bir şekilde gözler önüne seriyordu.

Sinemadan biraz hüzünle ayrıldım. Çünkü ailem şu an yanımda değil — daha doğrusu ben onlardan uzaktayım.
Ben de burada aynı o uzaylı gibiyim aslında. Ama yol boyunca tanıdığım güzel insanlar bu yolculuğumu özel kılıyor.
Küçüklüğümden beri bana annelik eden ablamı düşündüm; aramızda 11 yaş var.
Sahip olduğumuz şeyleri korumanın, kusurlarımızı sevmeyi öğrenmenin ve her şeye birlikte göğüs germenin ne kadar önemli olduğunu düşündüm.

Aloha. Yeniden görüşene kadar.

Lilo & Stitch: is Disney's latest live-action remake its worst yet? | The Week

Lilo & Stitch, 2025
ABD |  108’ | İngilizce
Yönetmen: Dean Fleischer Camp
Oyuncular: Chris Sanders, Maia Kealoha, Sydney Elizabeth Agudong

En Yeniler

Kerem Usta’nın İlk Kitabı “Gri Patikalar” Lando Yayınları Etiketiyle Yayımlandı

Tanıtım Bülteninden Demografik ve sosyolojik değişimlerin bu kadar şiddetli ve...

Arefe – Muhammed Sinan Yılmaz

"Dünyayı kendi gözünden görmen, ne büyük acı oğlum." Hulefa-i Raşidin,...

1995’ten Bir Kayıt: İzzet Yasar’ın TRT Görüntüleri Gün Yüzüne Çıktı

1995 tarihli bu nadir televizyon kaydını gün yüzüne çıkaran...

76. Berlin Film Festivali’nin En Büyüğü: İlker Çatak’ın Sarı Zarflar’ı Ne Anlatıyor?

76. Berlin Film Festivali’nden o meşhur Altın Ayı ile...

İsmail Güney Yılmaz’ın “Baharın Gelişini Engelleyebilirler” Yeni Baskısıyla Epona’da

Baharın Gelişini Engelleyebilirler, İsmail Güney Yılmaz’ın şiir dünyasını bir...

Konuksever Judith – Melike Olgunsoy

Pardon! Kapıdan içeri izinsiz girmek istemezdik Judith Bugün senin erdemlerini ölçeceğiz Okunan...

Benzer İçerikler

Işığın Eşiğinde Bir Ev, Zamanın İçinde Bir Rüya: “Rüzgarın İlk Nefesinde”

Bazı filmleri, kitapları ya da insanları daha tanımadan seveceğini bilirsin. Sadece tek bir bakışın, yarım kalmış bir cümlenin ya da ışığın bir eşiğe düşüş...

Gökçe Kasacı ile Müzik Hayatı ve Yeni Dönem Üretimleri Üzerine Söyleşi – Vol:2

1. Aslen biyomedikal mühendisisin; bir süredir de Hamburg'dasın. Akademik ve profesyonel kariyerini uluslararası bir zeminde sürdürürken müziği de hayatının merkezinde tutuyorsun. Bilimsel disiplin ile...

Hamnet Filmi Üzerinden Sanat ve Kayıp İlişkisi

Hamnet’i izlediğimde, bir dönem filminden çok bir yas mekânına girdiğimi hissettim. Daha ilk sahnelerde, görüntünün içindeki boşlukla temas ettim; sanki film bana bir hikâye...