Ben her 25 haziranda bir ölüm şiiri yazarım çakralarımı açıp
hani herkesin evine giren ölüm ve herkesin evinden girdiği
bir tohum ekiyorum buraya ağaç olacak ben...
solmadı sümbülteberler ve solmadı doğa
solmadı dişimizi sıktıran öz
solmadı kan
solmadı.
kimimiz için dostluktu, kimimiz için yangın
kimimiz için yıldız, kimimize gece, kimimize hayat
kimimiz, kimiz?
kimiz bu yıldızsız karanlık...
Eller ve imdat
Balkonda yapılmış ağıtlara katılan kediler
Hep bir ağızdan ölmeliyiz
Bikinilerimizi giyip balıklama
Uzun boylu seksi apartmanlardan atlayarak
Uykumda lekekerini sildiğim melekler haberiniz olsun
Her şey bana yaptırılıyor...
nereden çıkacağın belli olmuyor
beyazperdede anlayışlı bir karakterin düşünceli bakışlarında
bir country albümünde, okyanusun ortasında
aynada, yorgun değilsem, yüzüm gülüyorsa
beni kovalayan akrabalar suretimi bir saniyeliğine yakaladığında
mutfak tezgahına...
Bu hükümet
Kavuklunun yanında
Pişekâra sahne vermiyor,
Onu anladık.
Nasrettin Hoca'ya
Kayyum atıyor,
Onu da anladık.
Ama bu hükümet
Ferman çıkarmış,
Keloğlan'ı
Saray zindanına attırıyor.
Bu şiir, Cemal Süreya'nın Hükümet şiirinin hiperteksti olarak güncel bağlama...