“Bunları atma vakti geldi ya da aramızda bölüşelim.” diye ses geldi arkadaşından. Bölüşmek, herkesin ihtiyacına göre alması iyiydi. Hem çöpe atsalar kime ne...
Köpek diye boynuna ip bağlayıp evin geniş koridorlarında gezdirdiğim dinozor oyuncağımı hiç unutmadım.
Ana caddeye bakan arka balkonu, şimdi nereli olduğunu hatırlamasam da her sabah...
Bir anda ona bakakaldım. Bir süredir evde dikkatimi çekiyordu. Kimsenin içinden ona uzun uzun bakmak gelmez. Kötü değil, çirkin değil fakat uzun bir bakışı...
Aksakallı bu gece bu anahtarın açacağı kapıyı bulursa yarın buradaki işimizi halleder, iki üç güne İstanbul’a döneriz. Ah, şeyhin tadı da damağımda kaldı ama....