sizi, hiç su değmemiş bölgelerden çıkardım
nereden ve nasıl doğduğunuzu unutabilmek için
bir dönem tadınız öyle bir kaçtı ki, bir daha endişelenemediniz, kaçmasın diye tadınız.
gölgede bıraktığınız, o en arkadaki izbe odada hareketi icat ettiniz, eksik hareketi.
eksik olduğu, bulmaklar kanunundan geçtiğinizde görüldü. bir hareket doğdu.
bir hareket doğdu ve ben onu.
kurgansız kaçırılan gözlerin, değdiğinde alnıma. alnıma değil.
siz alınlara değmek için bir şey yarattınız. alınlara değmedi hiç.
tam oradan çene kemiğine doğru akana yasa, irkilmeden, duyurmadan, gizginden.
fark etmemek en çok sizin işinize geldi.
firkateynlerde okyanus bildiler boğulmak.
ey koltuk kenarında kısraklar uyutan kadının dediğim dedikleri
ve ben kafamı kaldırıp baktığımda gökyüzüne, upuzun siyah gecelikler de bana bakar sandım.
tamam, sandım, sandım, düştü porselen
-ki düşen porselen
-ki ben hala evlatlığıyım çatlaklarının
alnındaki dikiş izinin evlatlığıyım
ece müzikle yakından ilgilenirdi ben eceyle yakından ilgileniyorum
görmeliydiniz, asar’ın tilkileriyle yatıp kalkıyorum
buharın büyüttüğü köpekler bana
buharın büyüttüğü köpekler bana dört yerinden tıkanmış dört adet damarın şarkısını söylüyor.
bazı şeyler sizsiz oluyor, bazı şeyleri size yakıştırıyorum
kaburgam kapatmak için kendini, bir neden aramıyor artık
……………………………………………………………..
marx’ı bir gün ölürsem anlayacağım, anlarsam ağlayacağım
ağlarsam biter şiir
şiir biterse büyüyeceğim
/
büyüyünce ne olacağım
/
eksik odalarda nasıl büyür hareket
/
elin yorganlarına değdi sırtım
/
alelacele