Cemal Süreya’dan Küçük Dergiler Üzerine: “Edebiyatın Yeraltı Haritası”

Son yarım yüzyıl içinde, özellikle de 1940’lardan bu yana edebiyatımızdaki hemen bütün öncü sanat devinimleri küçük dergilerde görülmüştür. Aslında, Varlık gibi oturmuş, kurumlaşmış, Türk Dili gibi bir kurumun yayın organı olarak yaşama olanağı bulmuş birkaç dergiyi saymazsak, Türkiye’de son yarım yüzyıl içinde çıkmış dergilerin (yaklaşık olarak 200 dergi) hemen hepsini küçük dergi tanımı çerçevesinde görmek gerekir. Bu böyle olduğu içindir ki bizde dergilerin sorunları ile küçük dergilerin sorunları arasında bir özdeşlik var. Yine de Türkiye’de ayrıca bir küçük dergi gerçeği olduğunu söyleyebiliriz. Nedir küçük dergi?

Genellikle şöyle bir tanım yapılmaktadır: Bir yayımcıya dayanmayan, vitrinlerde boy gösterme olanağı bulamayan, az satan ya da satış kaygısı taşımayan, mali güçlüklerle çıkan, batıp batıp çıkan ya da biri batıp biri çıkan dergi küçük dergidir.

Bu anlamda alırsak, bugüne dek ülkemizde çıkmış dergilerin en önemlilerinin küçük dergi niteliğinde olduğunu görürüz. Bunlardan bazılarının adlarını anımsayalım: Adımlar, Fikirler, Açık Oturum Şiir Sanatı, Ą Ataç Değişim Dönem Ağaç Oluş, İnsan, Nokta Mavi Papirüş Soyut, Yeni Gerçek, Yeryüzü, Beraber, Yaprak, Yordam, Yürüyüş, Yaratış, Sokak, Halkın Dostları Güney, Birikim, Yansıma…

Bizim edebiyatımız dergilerle soluk alan bir edebiyat. Dergiler arasında da büyük ağırlığı hep küçük dergiler taşımış. Valéry küçük dergiler için “edebiyatın laboratuvarı” diyordu. Gerçekten de, az yaşamalarına karşın, düşünce özgürlüğü, sanat özgürlüğü hep bu yayın organlarının sayfalarından akmıştır. Yarı-gizli bir savaşçı kimliğindedir küçük dergiler. Bir meydan okuma tavrı içindedirler, bu işlevlerini birbirlerine geçirerek sürdürürler. Sovyetler Birliği’ndeki “samizdat”lardan pek ayrı bir yanları yoktur. Değişen yalnız koşullardır.

Bir dergi yaşayabilmek için ne yapmalı? Ekonomik konjonktür içinde kendisine elverişli gelebilecek biçimleri nasıl bulmalı? Güldeste biçiminde mi olmalı? Yoksa her sayıyla ayrı bir yapıt haline mi gelmeli? Batı ülkelerinde de önemli bir sorundur bu. Batı dünyasının en güzel dergilerinden biri olan Mercure de Franceın satışsızlık yüzünden nasıl battığını daha unutmadık. Sartre’ın, Les Temps Modernesdergisinin açığını kendi gelirleriyle kapattığını da biliyoruz.

Gaeton Picon’a göre güldeste biçiminde çıkan dergilere oranla, belli bir tutumun çevresinde birleşen yazarların çıkaracağı yayın organlarının daha çok yaşama şansı var. Marcelin Pleynet de şöyle diyor: “Dergi, dergi niteliğini yitirmemeli, ama bir yandan da kitap gibi işlem görme yollarını aramalı.” Dergilerin, özellikle küçük dergilerin en önemli sorunu dağıtım sorunudur. Bu sorun çözülmedikçe küçük dergiler büyük dağıtım örgütlerinin kaldırdığı toz toprak içinde giderek daha da görünmez olacaktır. Çünkü yayın işinde dağıtım işlemi, yazmak ve basmak işlemlerinden daha önemlidir. Unutmamalı ki satış sayısı her zaman dağıtılan sayının bir yüzdesinden ibaret olacaktır. Satış sayısının cilveleri de belli bir dağıtım çemberi kırıldıktan sonra belirmeye, olasılık ancak ondan sonra gülümsemeye başlayacaktır.

Ne yapmalı? Akla, şimdilik işe yarayabilecek bir çözüm yolu geliyor: Dergiler aralarında birleşmeli, ortak bir dağıtım örgütü kurmalıdırlar.

Ya da bir dağıtım örgütüyle toptan anlaşacak bir birlik kurmalıdırlar. Ya da birleşen dergilerin dağıtım işini bir yazar örgütü, sözgelimi Yazarlar Sendikası (niçin olmasın?) üstlenmelidir. O zaman küçük dergiler dağıtımcı karşısında da, kitabevleri karşısında da bir ağırlık meydana getirebilirler.

2 Ekim 1975

En Yeniler

11. Banliyö Şiir Gecesi Cibali’de 11 Nisan’da Gerçekleşti

Şiirin farklı seslerini bir araya getiren Banliyö Şiir Geceleri’nin...

Kerem Usta’nın İlk Kitabı “Gri Patikalar” Lando Yayınları Etiketiyle Yayımlandı

Tanıtım Bülteninden Demografik ve sosyolojik değişimlerin bu kadar şiddetli ve...

Arefe – Muhammed Sinan Yılmaz

"Dünyayı kendi gözünden görmen, ne büyük acı oğlum." Hulefa-i Raşidin,...

1995’ten Bir Kayıt: İzzet Yasar’ın TRT Görüntüleri Gün Yüzüne Çıktı

1995 tarihli bu nadir televizyon kaydını gün yüzüne çıkaran...

76. Berlin Film Festivali’nin En Büyüğü: İlker Çatak’ın Sarı Zarflar’ı Ne Anlatıyor?

76. Berlin Film Festivali’nden o meşhur Altın Ayı ile...

İsmail Güney Yılmaz’ın “Baharın Gelişini Engelleyebilirler” Yeni Baskısıyla Epona’da

Baharın Gelişini Engelleyebilirler, İsmail Güney Yılmaz’ın şiir dünyasını bir...

Benzer İçerikler

Işığın Eşiğinde Bir Ev, Zamanın İçinde Bir Rüya: “Rüzgarın İlk Nefesinde”

Bazı filmleri, kitapları ya da insanları daha tanımadan seveceğini bilirsin. Sadece tek bir bakışın, yarım kalmış bir cümlenin ya da ışığın bir eşiğe düşüş...

Gökçe Kasacı ile Müzik Hayatı ve Yeni Dönem Üretimleri Üzerine Söyleşi – Vol:2

1. Aslen biyomedikal mühendisisin; bir süredir de Hamburg'dasın. Akademik ve profesyonel kariyerini uluslararası bir zeminde sürdürürken müziği de hayatının merkezinde tutuyorsun. Bilimsel disiplin ile...

Hamnet Filmi Üzerinden Sanat ve Kayıp İlişkisi

Hamnet’i izlediğimde, bir dönem filminden çok bir yas mekânına girdiğimi hissettim. Daha ilk sahnelerde, görüntünün içindeki boşlukla temas ettim; sanki film bana bir hikâye...