Samantha Barendson – Şiir Faydasızdır

Çalar saat çaldığında, tiz, acımasız
bedenini ve iradeni yataktan duşa, tatsız kahveye, garaja, yola, o gereksiz ofise sürüklemen gerektiğinde
Şiir hiçbir işe yaramaz…

Kapının önündeki karı temizlediğinde, geçiş hakkın çiğnendiğinde, araban çizildiğinde, kahveni döktüğünde, bir şeyleri unuttuğunda, ıskaladığında, toplantıların üst üste geldiğinde, son teslim tarihleri yaklaştığında,
Eve dönerken ekmeği de çocukları da almayı unuttuğunda,
Şiir neye yarar sonunda!
Gidenler ne zaman çıkar
Boş hafızamızdan, mesafenin, zamanın ve dertlerin silikleştirdiği anılardan?

Yüzleri ne zaman olur bulanık, soluk, belirsiz,
Şiir bir işe yarar mı sahiden, söyler misiniz?
Televizyon kusarken dünyanın rezilliklerini:
Savaşları, ölümleri, diktatörlükleri, korkuları, açlığı, kini;
Umutsuzluğu, öfkeyi, dehşeti, acıyı ve işkenceleri,
Şiir bir şeye yarar mı, söyler misiniz?

Neşeli bir ıslık gibi çalar saatin çaldığında
Hissettiğinde yaşadığını, orada olduğunu, dimdik ayakta;
Anılarla, seslerle, insanlarla dolu kendi dünyanda
İşte o an başlar şiir var olmaya.
Yarar kahvenin lezzetine varmana,
Son teslim tarihlerini, sıradanlıkları, dayatmaları unutmana…

Seni sarıp sarmalar kahkahalarında, gözyaşında, en derin arzunda.
Şiir, doruklara ulaşan bir hazdır aslında!


LA POÉSIE NE SERT À RIEN

Quand sonne le réveil, strident, brutal
et qu’il te faut bouger ton corps et ton courage du lit à la douche, au café insipide,
au garage, à la route, au bureau inutile
La poésie ne sert à rien . . .

Quand tu déneiges ton pallier,
quand on te grille la priorité, quand on te raye ta voiture,
quand tu renverses ton café quand tu oublies, quand tu rates,
quand pressent les réunions, quand tombent les deadlines,
quand tu oublies de passer prendre le pain et les enfants
La poésie ne sert à rien?

Quand partent les absents
de nos mémoires vides, de nos images effacées par la distance, le temps et les soucis
Quand leurs visages deviennent flous vagues, pâles ou imprécis
La poésie, sert-elle à quelque chose?

Quand crache la télé, du monde les infamies les guerres, les morts, les dictatures, les peurs, la faim, la haine, le désespoir, la rage, l’horreur, la peine et les tortures

La poésie sert à quelque chose
Quand sonne le réveil, sifflant, jovial
et que tu te sais vivant, présent, debout
dans ton espace peuplé de gens, de sons, de souvenirs
La poésie sert

À savourer ton café, à te foutre
des dates butoir, médiocrités et autres impératifs
Elle t’entoure dans tes rires, tes pleurs et tes orgasmes

La poésie est un orgasme!


1976 yılında İspanya’da İtalyan bir baba ve Arjantinli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Samantha Barendson, şu anda Lyon’da yaşıyor. Annesi gibi, yazıları da bir dilden diğerine uzanıyor.

Şair ve romancı olan Barendson, özellikle diğer sanatçılar, görsel sanatçılar, fotoğrafçılar, dansçılar ve müzisyenlerle iş birliği yapmaktan keyif alıyor. Ardından, metinlerini sahnede okumayı, performans sergilemeyi veya şarkı söylemeyi seviyor; tango şarkıcısı olamamaktan biraz hayal kırıklığına uğruyor. Ana amacı her yerde, herkes için şiiri teşvik etmek olan “Le Syndicat des Poètes qui vont mourir un jour” (Bir Gün Ölecek Şairler Birliği)

kolektifinin bir üyesidir . Ayrıca, şiir, müzik ve görsel sanatları birleştiren performanslar sunan “Le Cercle de la Maison Close” (Genelev Çemberi) kolektifinin de bir parçasıdır . Samantha, 2016’dan beri Printemps des Poètes (Şairler Baharı ) festivali tarafından seçilen ve çeşitli Avrupa festivallerinde sahne alan Versopolis projesinin bir parçasıdır .

Şiir Kitapları:

  • Insomnies, Lanskine, 2024
  • Textes épars (livret inédit pour le festival Voix vives), Le chat polaire, 2023
  • 50 (avec Estelle Fenzy), La Boucherie littéraire, 2022
  • Americans don’t walk. Les Américains ne marchent pas, Le chat polaire, 2021
  • Alto mare, La passe du vent, 2020
  • Tu m’aimes-tu ?, Le chat polaire, 2019
  • Machine arrière, La passe du vent, 2017
  • Le citronnier, Le pédalo ivre, 2014 (Prix de poésie René Leynaud 2015)
  • Le poème commun, Lieux-Dits, 2012
  • Des coquelicots, Pré # carré, 2011
  • Les délits du corps, Ch. Chomant, 2011

Romanları:

  • Virgule , Éditions de l’Attente, 2023
  • Limon Ağacım , JC Lattès, 2017

En Yeniler

Juan Carlos Friebe – Yuva

Ne mutlu kalbini kuşanıp yollara düşene, dönmese de olur artık,...

Kadıköy Kitap Günleri 12-21 Haziran’da Kitapseverlerle Buluşuyor

KADIKÖY KİTAP GÜNLERİ 10. KEZ KİTAPSEVERLERLE BULUŞUYOR Kadıköy Belediyesi’nin bu...

Zıpkın – Furkan İşlen

maraşal pirvaski caddesinin girişinde eskort bekliyordum. dalga dalga çarpan...

Adil Burak Aydın’ın Yeni Filmi “En Soğuk Güneş”in Çekimleri Tamamlandı

Tamamı kâğıttan üretilen dekor ve karakterlerle hazırlanan stop motion...

Elif Sofya’nın “Kuşlarda Kreşendo” Kitabı Çolpan Kitap Tarafından Yayımlandı

Türk şiirinin kendine özgü ve incelikli seslerinden Elif Sofya’nın...

Zeynep Oktay, Yeni Şiir Kitabı “Soy” Üzerine Frankeştayn Kitabevi’nde Okurlarıyla Buluşuyor

Şair, akademisyen ve araştırmacı Zeynep Oktay, ikinci şiir kitabı...

Benzer İçerikler

Suzanne Buffam – Amor Fati

Bir aptal yeterince isterse bir şeyi, dahiye dönüşebilir Karganın uçuşu gözlenmelidir Karga uçuyorsa ben de uçarım denmelidir Düşümde yapraksız bir ağacım. Dallarım sessiz kargalarla doluyor tek tek...

Simin Behbehani – Gökyüzü Boş

Gökyüzü boş, bomboş kim götürdü aydınlığını? Ay'ın tacı olan Samanyolu'nu kim götürdü? Gecenin saçları karışıktır yorgunluktan Nil Nehri'nin saçlarındaki süsü kim götürdü? Okçu yıldızını kimse görmüyor Kim yırttı karanlığını,...

Paul Éluard & André Breton – Aşk

1. Dizlerini karnına doğru çekmiş, sırtı dönük uzanıkken kadın Arkasında aynı pozisyonda duruyorsa ve erkek Bu bir küçük z'dir. 2. Eğer erkek sırtüstü yatmış Ve sevgilisi kadın uzanmışsa üstüne erkeğin Bu...