Şiirin farklı seslerini bir araya getiren Banliyö Şiir Geceleri’nin 11’incisi, 11 Nisan akşamı Atölye Kafası’nda düzenlendi. Sahil rüzgârının taş duvarlara çarptığı mekânda gerçekleşen etkinlik, şiirin hem bireysel hem kolektif hafızasını diri tutan özel bir buluşmaya dönüştü.
Gecenin sunuculuğunu Ozan R. Kartal üstlenirken, organizasyon Azimet Avcu koordinatörlüğünde hayata geçirildi. Etkinlikte Ali Yoksuz, Atakan Yavuz, Cem Onur Seçkin, Fatoş Asya Akbay, Gökçe Özel, Liman Mehmetcihat, Yusuf Koşal, Zeynep Arkan, Zeynep Sarıtoprak ve Gökçe H. Tırpan sahne aldı.
Gece boyunca yalnızca şiirler değil, şairlerin yazı serüvenleri de konuşuldu. Katılımcılar, ilk şiirlerini yazmaya başladıkları dönemlerden yayımlanan ve hazırlık aşamasındaki kitaplarına kadar uzanan kişisel yolculuklarını paylaştı. Beş şairin Ebabil Yayınları çatısı altında yollarının kesişmesi ve Osman Özbahçe hakkında dile getirilen övgüler, gecenin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
Etkinliğe damga vuran anlardan biri, Liman Mehmetcihat’ın önceki yıl katıldığı bir etkinlikte bir öykü yazarının video çekerek paylaşması ve o etkinliğe dair olumsuz yorumlarını gündeme taşıdı. Mehmetcihat, şairlerle “atışmanın” yanlış bir tutum olduğunu vurgulayarak şiirin edebiyat içindeki en yüksek mertebeyi temsil ettiğini dile getirdi; ayrıca nitelikli bir şiir okurunun, edebi kavrayış bakımından öykü yazarından daha üst bir konumda olduğunu ifade etti.
Gecenin bir diğer öne çıkan anı ise Cem Onur Seçkin’in gerçekleştirdiği mini konser oldu. Şiir ile müziğin iç içe geçtiği bu performans, izleyiciden yoğun ilgi gördü.
Şairlerin üretim süreçlerine dair samimi paylaşımlar da dikkat çekiciydi. Atakan Yavuz, ilk kitabıyla ikinci kitabı arasındaki zaman diliminde yaşadığı dönüşümü anlatırken; Zeynep Sarıtoprak, şiire başlama sürecinde Zeynep Arkan’ın etkisini vurguladı. Gökçe Özel ikinci şiir dosyasının hazır olduğunu duyururken, bir şiirine başlık bulunması için izleyicilerle etkileşime geçti. Zeynep Arkan ise şiirlerine başlık bulma sürecinden söz ederek en az okunduğunu düşündüğü şiirini seslendirdi. Yusuf Koşal ise kitabının yayınevi kaynaklı gecikmesini paylaşarak yayın sürecinin zorluklarına değindi.
Gecenin en dokunaklı yanı ise geçtiğimiz ay kaybettiğimiz genç şair Cemre Nehir Karain’i anmak adına yakın arkadaşı Gökçe H. Tırpan, arkadaşının bir şiirini seslendirdi.
Şiirin yalnızca metin olarak değil, bir karşılaşma ve paylaşım alanı olarak yeniden kurulduğu gece, Banliyö Şiir Geceleri’nin neden sürdürülebilir bir edebiyat platformuna dönüştüğünü bir kez daha gösterdi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen etkinlik, şiirin hâlâ canlı, tartışmalı ve dönüştürücü bir alan olduğunu hatırlattı.
