Ege’nin Mavisine Nota Düşen Müzisyen: Ermis

“Tüm şarkılarım bir şekilde denizdir.”
— Ermis

Yunan besteci Hermes “Ermis” Geragidis, müziğinde yalnızca sesle değil, zamanla, hafızayla, ışıkla çalışıyor. Onun besteleri bir iklime benzer: bazen sabahın erken saatinde Ege’de esen rüzgâr gibidir, bazen geçmiş bir yazın unutulmuş kokusu gibi. Kimi zaman adını bilmediğimiz bir özlem gibi çalar piyanoda, kimi zaman tanıdık ama anlatılamayan bir duygunun içinden geçer notalar.

Henüz otuzuna yeni yaklaşan Ermis’in hikâyesi, bir yaşam biçimi olarak müziği seçmesiyle başlar. Beş yıl önce, finans sektöründe şekillenmeye başlayan kariyerini, Londra, Moskova ve ABD’deki deneyimlerini geride bırakarak radikal bir kararla müziğe adanmış bir yola yönelir. Bu karar, yalnızca mesleki değil, varoluşsal bir tercihtir.
“Yaratım, hayatın ayrılmaz bir parçasıdır,” derken kastettiği tam da budur: Yaşamakla üretmek arasında bir ayrım görmeyen bir sanatçı olmak.


Sessiz Bir Devrim: Köklerden Evrensele

Ermis’in müziği gelenekle gelecek arasında sezgisel bir köprü kurar. Elektronik altyapılarla ambient tınıları birleştirir, klasik piyanoyu buzuki ve halk çalgılarıyla bir arada kullanır. Bestelerinde Debussy’nin puslu romantizmiyle bir Ege türküsünün yankısı aynı anda bulunabilir.

Müziği yalnızca melodik değil, coğrafi ve mevsimsel bir evren sunar. Atina’nın güneyinde, Voula’daki stüdyosunda, maviye boyanmış piyanonun başında üretir. Güne denize girerek başlar. Kimi zaman Sakız Adası’na giden kalabalık bir geminin güvertesinde, kimi zaman yalnız bir sahilde, kimi zaman sadece ellerindeki kumun hissinde bulur ilhamı.

“En basit anlar yaratmayı tetikler. Bir yüzme, bir sohbet, bir hikâye. Ama bazen sadece yaşamak istersiniz; yaratım da yük gibi gelir.”

Onun için yaratmak, planlı bir üretimden çok, hayatın doğal bir uzantısıdır. Kedisi Pipis stüdyoda dolaşırken, notalar birer düşünce gibi yayılır odaya.
Bu doğal akışın sonucunda yazdığı parçalar, kısa sürede Yunan müziğinde yeni bir dili temsil etmeye başlar. Good Job Nicky ile yaptığı şarkılar milyonlara ulaşır, Charoula Alexiou’nun sembolik eserlerine yaptığı yeni düzenlemeler büyük beğeni toplar. 2023’te “Zeibekiko II” adlı projeyle, Dionysis Savvopoulos’un kült eserine saygı duruşunda bulunur.

“Bellou’nun sesinin kanalını açtığımda beni saran his tarif edilemezdi. Efektsiz, doğrudan kemiğe ulaşan bir ses.”


Yaz, Hafıza ve Mavi: Ermis’in Temaları

Ermis’in müziğinde Yunan yazı sadece bir mevsim değil, bir hafıza biçimidir. 2022’de yayımladığı Kalokairi adlı EP’si, yazın tüm tonlarını içinde barındırır.
“Şarkılarımda açık ya da gizli yaz anları vardır,” derken aslında bir ülkenin kolektif hafızasında yer etmiş görüntüleri sesle yeniden çağırır.
Çocukluğuna, ilk melodilere, ilk hayranlıklara dönerek kendini yeniden kurar:
2000 yılında annesinin kardeşi Filippos için aldığı bir piyano kitabı, müziğe ilk bağını kurar. 17 yaşında Turizm Bakanlığı’na gönderdiği ilk bestesiyle aldığı olumlu geri dönüş, onun için hayat değiştiren bir pencere olur.
“O zamanlar bana yanıt veren Eleftheria Fili ile hâlâ iletişimdeyiz,” derken, kendi yolunu çizen bir çocuğun sessiz cesaretini bugünden selamlar.

2022 yazında Bombay Sapphire ile yaptığı iş birliği, onun görsel ve duyusal yönünü de ön plana çıkarır. Cin şişesinin mavisinden, denizin hareketinden, Ege’nin kokusundan esinlenerek bestelediği parça, bir reklam müziğinden öte, yazın duyusal bir haritasına dönüşür.
“Bombay Sapphire’in mavisi beni bir adaya götürüyor. Öğleden sonra ışığından geceye uzanan bir hikâye gibi…”


Hayalleri ve Ufku: Ermis’in Geleceği

Bugünlerde Ermis, Sakız Adası’nda, yeni melodilerle çocukluk anılarına yeniden yaklaşıyor. Bir yandan film müzikleri üzerine çalışıyor, bir yandan da uzun metrajlı bir yapım için besteler hazırlıyor.
Fakat içindeki hayal hâlâ ilk günkü gibi taze:
“Bir James Bond filmi için müzik yazmak istiyorum. Belki Bond gelecekte olmayabilir ama müzik hep olacak. Ve bir gün Yunanistan’da geçen bir Bond filmi olursa, onun müziğini ben bestelemek isterim.”

Gelecek için umutlu, çünkü inandığı ilişkiler kuruyor:
“On yıl sonra hayran olduğumuz şey biz olacağız. Gelecek, şu anda kurduğum bağların içinde.”


Ermis’in Keşfedilmesi Gereken 5 Şarkısı

  1. Kalokairi

2. Aegean Blue

3. Lemonia

4. 42

5. Oinousses

En Yeniler

Kerem Usta’nın İlk Kitabı “Gri Patikalar” Lando Yayınları Etiketiyle Yayımlandı

Tanıtım Bülteninden Demografik ve sosyolojik değişimlerin bu kadar şiddetli ve...

Arefe – Muhammed Sinan Yılmaz

"Dünyayı kendi gözünden görmen, ne büyük acı oğlum." Hulefa-i Raşidin,...

1995’ten Bir Kayıt: İzzet Yasar’ın TRT Görüntüleri Gün Yüzüne Çıktı

1995 tarihli bu nadir televizyon kaydını gün yüzüne çıkaran...

76. Berlin Film Festivali’nin En Büyüğü: İlker Çatak’ın Sarı Zarflar’ı Ne Anlatıyor?

76. Berlin Film Festivali’nden o meşhur Altın Ayı ile...

İsmail Güney Yılmaz’ın “Baharın Gelişini Engelleyebilirler” Yeni Baskısıyla Epona’da

Baharın Gelişini Engelleyebilirler, İsmail Güney Yılmaz’ın şiir dünyasını bir...

Konuksever Judith – Melike Olgunsoy

Pardon! Kapıdan içeri izinsiz girmek istemezdik Judith Bugün senin erdemlerini ölçeceğiz Okunan...

Benzer İçerikler

Ahmet Ali Arslan ile Son Albümü Manastır Üzerine Söyleşi – Vol:1

Ahmet Ali Arslan, Türkiye alternatif müzik sahnesinde türler ve biçimler arasında dolaşan üretimiyle uzun süredir kendine özgü bir yer açıyor. Şarkı formundan deneysel işlere,...

“Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan”: DasDas’tan Paribu Art’a Uzanan Bir Deneyin Tekrarla İmtihanı

Nassim Soleimanpour’un çağdaş tiyatro tarihine deneysel bir kırılma olarak geçen metni Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan, Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında İstanbul’da iki farklı...

Köpek Kalbi: Dönüşümün, Yozlaşmanın ve Umudun Sahneye Taşınmış Hâli

Mihriban Kurt   Mihail Bulkagov’un aynı adlı eserinden uyarlanan Köpek Kalbi oyunu, İBB Şehir Tiyatroları bünyesinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde izleyiciyle buluşuyor. Uyarlama...