Dünya kalpsiz, olsun,
Biz işimize bakalım.
Gece olur, kan kaynar,
Güneş doğar, kan kurur,
Boğdurulanın sesi boğuktur,
Olsun, biz işimize bakalım.
Anlayamayız büyük olayları,
Afetleri, yangınları, Allah’ı,
Yasadan çıkan büyük yargıyı,
Havada asılı buharı,
Yere düşen yağmuru,
Göğe yükselen duayı,
Anlayamayız enerjinin korunumunu,
Entropiyi, böceklerin sinir sistemini,
Görmeyi anlayamayız,
Bilinenin bilindiği anda neye dönüştüğünü,
Unutulanın unutulduğu anda nereye düştüğünü,
Çocukların süt dişlerinde parlayan canavarı,
Yıldızları, gökadaları, ayrılığı,
Gün vardır, yaşarız,
Gece vardır, anlamayız onun içindeki kuralları.
Hilenin zarlarda değil,
Zar atmakta olduğunu,
Sevmenin içte değil,
Dışta olduğunu,
Bileklerimize bağlı kırmızı iplerin kopuşunu,
Kumaşın inşasını,
Duvarın örgüsünü,
Tığların kaderden çıkışını,
Karanlıkta parlayan ışıl ışıl korkunun bayat kokusunu.
Olsun,
Siz yine de kardeşlerinizi boğdurmayınız.