Bilgehan Tuğrul’un ikinci öykü kitabı Zenciler Iskalanmaz, fantastik ile bilimkurguyu buluşturan, ironik ve çarpıcı öyküleriyle okuru gerçekliğin tek yönlü olmadığı bir dünyaya davet ediyor.
Son dönemin öne çıkan şairlerinden Bilgehan Tuğrul, şiir ile öykü arasındaki sınırları zorlayan, türler arasında özgürce dolaşan yazarlığıyla dikkat çekiyor. Şiiri öyküsüz, öyküsü şiirsiz olmayan; atak, arayışçı ve yüksek enerjili bir yazın anlayışına sahip olan Tuğrul, yeni kitabı Zenciler Iskalanmaz ile öykücülüğün alışılmış sınırlarını genişletiyor.
Yazarın ikinci öykü kitabı olan Zenciler Iskalanmaz, Türkçe edebiyatta görece az başvurulan bir alana yöneliyor: fantastik ve bilimkurguyu aynı anlatı evreninde buluşturan öyküler. Ancak kitap, türlerin olanaklarını yalnızca bir kurgu zemini olarak kullanmakla kalmıyor; gerçeklik, yalnızlık, öfke, yabancılaşma ve insanın dünyayla kurduğu ilişki üzerine de sözünü söylüyor.
Tuhaf, çarpıcı, ironik ve huzursuz edici bir anlatı dünyası kuran öyküler, okuru tek bir gerçeklik fikrine teslim olmamaya çağırıyor. Tuğrul’un karakterleri ve anlatıcıları, çoğu zaman yalnızlıklarını öfkeleriyle birleştirirken, gündelik olanın içinden beklenmedik ve tekinsiz dünyalar çıkarıyor. Böylece Zenciler Iskalanmaz, fantastik ve bilimkurgunun imkânlarını şiirsel bir anlatım ve güçlü bir ironiyle yan yana getiriyor.
Kitapta yer alan “Cadılar Yakılsın Baklavalar Yapılsın” adlı öykü, Bilgehan Tuğrul’un bu özgün anlatı dünyasının dikkat çekici örneklerinden biri. Öykü, TBD Bilimkurgu Öykü Ödülü’ne değer görülerek yazarın bilimkurgu alanındaki üretiminin de karşılığını bulduğunu gösteriyor.
Türlerarasılığın doğal bir biçimde kurulduğu Zenciler Iskalanmaz, okurunu bildik anlatı kalıplarının dışına çıkarırken öykünün ne kadar geniş bir alanı kapsayabileceğini de hatırlatıyor. Bilgehan Tuğrul, şiirden devraldığı ritim ve yoğunluğu öykünün anlatı imkânlarıyla birleştirerek, hem tuhaf hem tanıdık, hem ironik hem de sert bir dünya kuruyor.
Zenciler Iskalanmaz, yenilikçi, cins ve alışılmışın dışında öykülerin peşine düşen, edebiyatın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini merak eden “külyutmaz” okurlarını bekliyor.