Yarısı geçti,
Yarısı öldü.
Yarısı sessizce kayıp gitti parmaklarımın arasından,
Dokunduğumu bile hissetmeden,
Soluyamadan.
Yarısı geçti.
Geride bir seraptan başka bir şey kalmadı
Bedenin içindeki ruhun aynasında,
Beni ağır ağır yutan bir zamanda…
Sanki bir mezarlık bekçisi gibi.
Yarısı tamamlandı,
Yarısı bitti.
Hâlâ burada kalan ise,
Ölüp gidenin kesin bir kanıtı.
Bu gece, tüm geceler gibi bir gece,
Hiçbir farkı yok,
Zifiri karanlığının derinliği dışında.
Ve bir hapishane hücresinin kapıları,
Tıpkı hücrenin kendisi gibi;
Tam genişleyecek derken
Yeniden daralan…
Bu da başka bir rüya,
Parmaklarımın arasında yanıp tutuşan.
Göğüs kafesimin içinde… acı bir yangın.
Bu gece benim doğum günümdü.
Keşke yetişebilseydim ona,
Yetişebilseydim keşke;
Özgürce,
Başım dik ve serbest…
Ne mumlar vardı,
Ne şarkılar,
Ne de detone seslerin neşeli korosu…
Ama yine de mutlu.
Bir ayna da yoktu;
Bakıp da sakalıma yavaşça çöken akları,
Ve onun karşısında yenilip çekilen siyahları göreceğim…
Girseydi sevgilim içeri, derdi ki:
“Neden yüzük asık böyle?
Gülümse be çocuk,
Bu gece senin doğum günün,
Bu gece bayram!”
Ama bayram değildi.
Ne gülen yüzler vardı,
Ne de masum kalbimde bir dileğe yer açmak için
Gökyüzünden kayan bir yıldız.
Ne yollarda bir yolculuk vardı,
Ne de dostça bir göz kırpmanın ardından
Sırtımı dayayabileceğim sağlam bir omuz.
Ve orada bir melek,
Yalnızlığını paylaşacak birini beklerken
Dedi ki: “Beyim, adımların
Ruh dolu bir kalabalık gibi.
Cesur ol!”
Ama gerçek şu ki…
Hiçbir şey olmadı.
Gece diğer tüm geceler gibiydi,
Bir şey dışında…
Sona erdiğinde,
İçimdeki şeyler kıpırdadı.
Eski, çok eski şeyler;
Zamanı geçip gitmiş, yıkayıp temizlediğimi sandığım…
Onların arasından,
Umut bana ihanet etti.
Ben ki, umudun son kırıntısını da
O son hapishane kapısında kaybettiğimi sanıyordum;
Umut bana ihanet etti.
Harika hediyeler alamamanın
(Oysa bütün hediyeler harikadır)
Çocukça bir hayal kırıklığıyla;
Ve duyamamanın ezikliğiyle,
Herkesin o iltifat dolu sözlerini…
Hem de ne çok iltifat!
Çok eskilerde kalan her şey,
Hâlâ gelecek olanın ve yaşayacak olanın yanında
Bir hiç sayılır.
Pek çok şey
Beklenir, belki de sonsuza kadar;
Ama bizim diğerlerine benzemeyen bir günümüz var:
Ben bu rakamdan
Bin yaş daha genç durumdayım.
Ve hâlâ zamanım var hayatımda;
Tam bin yıla varan,
Ve bir o kadar söylenecek söze…
يوم ميلادي
النص فات
النص مات
النص عدى من بين صوابعي من سكات
و بدون ما ادرك ملمسه
و أتنفسه
النص فات
مش باقي منه غير سراب
في مراية الروح في الجسد
في زمان بيحضرني في أناة
كأني مشاهد مقبرة
نصه اكتمل
نصه أتعمل
اما اللي باقي دليل مؤكد
على اللي مات
ودي لليلة تشبه لليالي كلها
لم تختلف
إلا ف سواد لونها العميق
وابواب زنزانة
كالزنزانة نفسها
لا تتسع
إلا عشان ترجع تضيق
و ده حلم ثاني
ما بين صوابعي بيحترق
جوه الضلوع .. مر الحريق
كان عيد ميلادي الليلة
كان نفسي الحقه
لو الحقه
حر
طليق
ولا كان شموع
ولا كان غنا
ولا صوت نشاز وسط الغنا
لكن سعيد
ولا كان مراية
ح ابص فيها و اكتشف
زحف البياض ع الدقن
بشويش و انهزم
لجله السواد
تدخل حبيبتي تقول
مكشر ليه كده
اضحك يا واد
يوم ميلادي
دي الليلة عيد !
ف ما كانش عيد
ولا كان وجوه مبتسمة
ولا نجم ساقط من السما
بيسيب مكانه الأمنية
فقلبي البريء
ولا كان فيه رحلة على الطريق
ولا كتف جامد
بعد غمزة من صديق
و ملاك هناك
مستنى حد يونسه
قال يا معلم خطوتك
قوم روح لها
خليك جريء
أما الحقيقة إنها…
ما حصلش شيء
كانت ليلة تشبه لليالي كلها
غير إنها
لما انتهت
اتحركت
أشياء قديمة قديمة
كنت نظفتها
راحت و عدى وقتها
من ضمنها
خاني الامل
أنا ياللي فاكر
إن آخر حبة منه فقدتهم
على عتبة السجن الأخير
خانني الامل
إحباط طفولي من عدم
نيل الهدايا المدهشة
كل الهدايا مدهشة
ومن عدم
سماع مجاملات الجميع
عن اد ايه
كل اللي عدى من زمن
لا يحتسب جنب اللي جاي
وبإنه لسه في الحياة
أشياء كثير
مرصودة يمكن الأزل
ولدينا لها يوم سواي
وباني اصغر من الرقم ده
بألف عام
يوم ميلادي
وبأني لسه باقيلي مده
في الحياة
ييجي ألف عام
وما يشابه
كل هذا من الكلام