Macondo’nun büyülü ikliminden bir öz, Gabriel Garcia Marquez’in kaleminden dünyaya yayıldı. Pek çok kalbe tesir etti, kendi başkentlerinden ya da kendi Macondo’larından farklı milletten pek çok insanda benzer duygularla edebiyatın, günlük hayatın tarihinin ve halk yaratmalarının esintisini uyandırdı.
***
İzmir Sahaflar Çarşısı’nda gün devrilmek, dükkanlar kapanmak üzere. Bir mesaj düşüyor telefona, gazeteci ve Marquez’in “sözlü tarihini” yazıya geçiren “Solitude & Company” kitabının yazarı Silvana Paternostro, eğer kapılar tümden kapanmadıysa mutlaka gelmek istediğini söylüyor. Tamu Sahaf’tan ben ve Narodnik Kitabevi’nin patronu Abdurrahman Elvan -yazının kalan kısmında Apo abi diye bahsedeceğim-, eğer gelmek isterse misafirimizi bekleyebileceğimizi belirtiyoruz.
Kolombiya’lı gazeteci Silvana Paternostro, ancak büyülü sayılabilecek bir gerçeklikler silsilesi ile kendisini İzmir Sahaflar Çarşısı’nda bekleyen iki sahafla buluşuyor. Yolunu Türkiye ile kesiştiren şu; eşi, Financial Times Türkiye büro şefi John Paul Rathbone ile evlenmesi ve İstanbul’a yerleşmesi. Yolunu İzmir’e düşürense Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’nün davetlisi olarak şair Atakan Yavuz moderatörlüğündeki söyleşisi.
Yoğun katılımlı söyleşiden sonra kültür merkezinin İzmir manzarasına karşı küçük bir sohbet şansımız oldu. Eşim Hümeyra ve Apo abi ile ayaküstü İzmir Sahaflar Çarşısı’na davet ettik. İçten bir gülümsemeyle çarşıyı muhakkak görmek istediğini ve kitapla ilgili insanları hep çok sevdiğini belirtti. Ne kadar ciddi olduğunu ertesi gün konum paylaşmamızı istediğinde anlamıştık…
Çarşıda Melquiades’in ustalaşmış çıraklarından biri dolanıyordu sanki. Kitapları inceledi, resim ve kartpostalları gözden geçirdi. Eski yazı, eski baskı pek çok esere dokunup bazılarının kokusunu içine çekti. Kaligraf komşumuz Bilal Üzer’in demlediği nefis kahve ve eşi Fatma hanımın katılımıyla sohbet biraz daha koyulaştı.
Metropolis antik kentinin kazı alanını gezmekten geliyorlardı, tarih bir süzgeçle elenip önlerinde bir beyader gibi raks etmişti zaten. Şimdi de bilmedikleri bir dilin, Türkçe’nin yoğunlukta olduğu kitaplar arasında tarihi yeniden solukluyorlardı.
Dükkanda kurulu bir hi-hat zili görünce, benim bateri çaldığımdan bahis açılıyor. Birden Silvana’nın aklına Yüzyıllık Yalnızlık’ın Macondo’sunda şehrin canlılığını oluşturan ilk dükkanların olduğu, hatta ilk müzik aletleri satıcısının açıldığı sokağa Türk Caddesi adının verilmesi geliyor. Gabo’nun buradaki kastının modern Türkiye mi yoksa Osmanlı imparatorluğu bakiyesi göçmenler mi olduğunu soruyorum. Tabi ki Lübnan, Suriye, Filistin gibi Osmanlı Bakiyesi bölgelerden gelen göçmenlere Türkler dendiğini hatırlatıyor. Hatta Osmanlı feslerinden bahsedildiğini ekliyor…

Abdurrahman Elvan (Narodnik), Silvana Paternostro, Ahmet B. Tamu, Bilal Üzer (Kaligraf), John Paul Rathbone
Yüz Yıllık Tanışıklık:
Romanda okurun sıklıkla yakın akrabaların aşk ilişkilerine ve evliliklerine şahit olmasını soruyorum. Gabo, tüm bunları öne mi çıkarmak istemişti? Cevabı Silvana’ya göre basitti. Çünkü olgu buydu ve Gabo bu gerçekliği romanına yansıtmıştı. Silvana kuzen evlilikleri gibi akrabalar arası ilişkilerin Kolombiya’nın ve Latin Amerika’nın pek çok yerinde yaygın olduğunu belirtiyor. Hatta kendi dede-ninelerinin kuzen olduğunu söylüyor: “Türkiye’de sanırım görülmeyen bir şey.” diyor. Biz de aslında Türkiye’de son yıllarda rağbet azalsa da dede-nine nesillerinde özellikle taşrada hiç de öyle az rastlanmadığını söyledik. Kendileri için asıl sürprizin bu olduğunu söylediler.
Apo abi, Şeyda Baş’ın Suretler serisinden bir tabloyu kendilerine hediye ediyor. Fakat sürprize bakın… sanki Silvana hanımı düşünerek çizilmiş gibi resimdeki suret ona benziyor.
Solitude & Company kitabını yanına almadığına hayıflanıyor, otelin lobisine imzalayıp bıraksa alıp alamayacağımızı soruyor. Ertesi gün imzalı kitabımızı resepsiyondan teslim alıyoruz.
Uğurlarken, bu ziyaretin tıpkı Gabo’nun kurduğu ihtişamlı ama sade dünyalar gibi büyülü hissettirdiğini söyledim. Silvana ve John Paul, sanki daha önceden tanışıyormuş gibi hissettiklerini söylüyorlar. Biz de sanki ilk kez değil de yüz yıldır tanışıyor gibi hissettiğimizi belirtiyoruz
Telefona Silvana Abla diye kaydediyorum, John Paul da eniştemiz oluyor. John Paul ‘Enişte’ bir süredir Beşiktaş’ta yaşadığı için semtin bir silüeti olmuş artık, Abdülhak Şinasi Hisar’ın Çamlıca’daki eniştesine nazire yaparcasına.


Ahmet B. Tamu, Nisan 2026, Konak / İzmir