Bir Cin Mürüvveti ve Yazınınızın Yaşayan En Güzel Yazarı

Tarık Tekoğul

 

                     

 

 

Kitabul Havas Yasaklanan Reklam Filmi

Gözlerinizi yumun ve gördüğünüz düşün tadını çıkarmaya koyulun. Derin kat, 14. AntiRıdvan, 8. Kazanın mahir mühendisleri tarafından üretildi, neden beylik tabancanıza meteor dolduramayasınız, boş kovanlar sönmüş yıldızlar gibi yere taşınacak. İş yemekleri, peri cinayetleri ya da araf işgalleri için ideal silaha ulaşma şansı bir telefon uzağınızda, bu fırsatı kaçırmayın, ayrıca on dakika içinde arayanlara zakkum demetleri hediye ediyoruz.

 

Kayıp İsrailiyat, Dumansız Ateşten Cinlere Dair

Solucan Delikleri, ıslak zeminler, gözetleme kuleleri, er postalları, tıraş köpüğü kapakları ve bunun gibi dar, nemli ve dönüşüme gebe mekânları tercih ederler. Her şey başlamadan ya da patlamadan önce, tanrı bir antimotivasyon kaynağı olarak bu türe hız ve kudret bahşetti. Bir gerçeklik bükümü, hücre dönüşümü veya kinetik enerji söz konusu olduğunda dumanlılar değil dumansızlar aktif duruma geçiyor. Gövde boyları yedi cm’den on bir metreye dek geniş bir skalaya yayılır. Fani hayatı kuşatıcı ve iştah açıcı hizmet verenlerine rastlansa da birçoğu günlük meşgalelerinin altında ezilmeden gezegenin etrafında haftalık 36 tam dönüşü tercih eder.

 

Şol Nikah Keramet Getirsin/Biraz Us Biraz Tin/Elif Be Te Se Cin

30 yaşınıza gelmeden önce yapmanız gereken ilk ve son şey sağ kalmak. Hayat her zaman hazır cevaplarıyla meşhurdur. Siz öldükten bir saniye sonra More’un, Platon’un ya da İsa’nın ütopyası gerçekleşebilir, gezegen pofuduk bir ayıcığa dönüşebilir, yaşadığınız küçük dairelerinizden sürdüğünüz rujlara kadar yerin ve göğün tamamını bir ışık huzmesi fethedebilir. Uzun dönem askerliğini tamamlamaya bir haftası kalmış erin, askerliğin altı aya düştüğünde verdiği tepkiyi ve ortamdaki ışığı titreten sövgüsünü tahayyül eder misiniz. Şimdi bunu sonsuzla çarpın. Ya, evet, doğru, gitmemelisiniz. O da gitmemeli. Zihnine sızmadan önce anahtarları levh-i mahfûz denizine attım. Nasıl diyorsunuz, kötü günde iyi günde, hastalıkta sağlıkta. Sanırım artık gelini öpebilirim.

Türk edebiyatının yaşayan en güzel yazarını bulduğunuzda bile eve gelirken ekmek lazım mı diye sormak zorunda kalabilirsiniz. Bu Ebuzer Berk, benimle tanışmasa sıcak ekmek için kuyruğa girebilirdi. Şimdiyse mazın meselelerle güreşiyor, bileği değil yüreği demir. Türk edebiyatının yaşayan en yakışıklı yazarını bulmak için diğeri kadar uğraşmış sayılmaz. Bir sabah, kutlu bir sabah, aynaya baktı ve saçlarının aldığı şekle sokuldu. Kod olsaydı kod, onları bile ıskalardı, dalganın kendisi vahye benziyor, kusursuz bir süpernova, yedi bin kuaförün kolektif tek bilinç kazanıp ustalık eserlerini aynı anda, aynı yere, Ebuzer’in kafasına kondurması. Seni şanslı piç. İleriye. Konu tek bahis için kapanmış oldu böylece. Ya diğeri, orası orada duruyor ve durdukça kaşınacak, kaşındıkça açılacak yara ve saracak bedenin tümünü, aynada gördüğü yaradan ibaret olmaz, kolları sıvamalı. Libidosuna besmele çektiriyor. Güneşi selamlıyor ve kendine bir tweet attırıyor. Aynadaki adama. Böylece tetiklenecek ve hedefe daha hızlı koşacak. Dün gece kafasını koyduğu yastığa öyle söyledi.

Birbirini kovalayan günlerin, etleri çürük dişleriyle koparıp sağa sola tüküren rutinin daha önemli bir meselesi olamaz. Kadın bulunmalı, neye mâl olursa, neye dönüşecekse aynadaki kişi ve nerede olursa oraya uzanmalı elleriyle. Bu buradaki son problem olabilir, cenkleri bitirecek cenk, dönüşün başlangıcı, mezara girmeden önce atılacak en kalın çentik. Hadi bakalım, uğurlar olsun, inandığı Allah ona yardım etsin, ayaklarına taş değmesin.

Birbirinin tweetlerini alıntılayan, mutlu erkek ve kadın yazarların ülkesinde doğdu. Kalp, alev ve nice fırlatım yazarın üzerine boca ediliyor. Dibine tutunmuş mayonezin iştahından gişede çıkardığı tanımsız ses. Yazar bu sesi, ödüllerini koymak için yerini hazırladığı vitrinin köşesine sokuşturmanın hesabını yapmalı. Sosyal medya algoritmaları ve matbu dergilerin istatistikleri üzerinden girişecek işe. Fiber interneti ve hacı dedesinin dairelerinden gelen kira gelirleri işe gitmesini engelleyebilir.

 

Namaz Uykudan Hayırlıdır/Deep Web.

Saçını mesh ederken parmağındaki kıllara nasıl da usulca süzülüyor klorlu belediye suyu. İhtişam çamurla sevişse dahi haşmetinden pek bir şey yitirmiyor. Ensesini mesh ettiğinde bisepsleri çakmak çakmak atılıyor fayanslara. Akan suyun ısırması israf sayılmaz. Orakla pelerin biçilmez. Bir kaptan oğlu bile kürek tutmadan dümene geçemez. Meydancınım yavrum, ıslaksan tüm havluları saklamayan namert oğlu namerttir. Pardon.

Sörf hızlı, sol elinde telefon, dizinde bilgisayar, yetmiş yedi sekme açık. Başarısız olacağı inancı yaklaştığı anda defediyor onu. Gaye aşkın, yol ulu, karıncalar ezilecek, keskin sirke küpüne zarar vermeli artık, Fransız sahillerine petrol boşalacak şarıl şarıl. Düğüm çözülene dek, işe gidemez, gözkapaklarına merhamet edemez.

 

Kayıp İsrailiyat, Dumanlı Ateşli Cinlere Dair

İsrailiyatın arşivlerinde malumat çok az. Belli başlı rivayetler mevcut sadece. Sahipleri anonim ya da komik müstear isimlere sahip bu rivayetlerin de. Aslan Belbağlama, bu cin kategorizasyonunun büyük tufandan sonra helakten kaçınmak için yağmur ormanlarını bulduğunu yazıyor. Kedileri ilk evcilleştirenin Hz. İdris değil de bu cinler olduğunu söyleyen tek rivayet de bu. Yine de konu hakkındaki bilgisizliğimiz onu anmamızı gerektirdi. İrem Kavimfarı isimli biri ise, bu cinlerin ekosistemle ilgili bir sorununun olmadığını, volkanlarda, magma yakınlarında, çölde, Afrika coğrafyasında ya da kızıl saçlı kadınların gardıroplarında yaşadığı hakkında bir bilgi nakletmiş. Bu iki anonim/müstear/gerçek ravi dışında ise tek bir ibare yer alıyor kaynakta. Bir nida sayılması için büyük harflerle nakledilmiş olmalı bu kısa bölüm:

“Kişinin kendi vücut kitle endeksinin toplamının küpü eksi kulak deliği çapı eksi ilk buluğ yılı ayak boyu. Bu formül bir karpuzu da işaret edebilir, müzede saklanan bir elması da, bu cinleri bulmak için formül maruz kalınan ya da faniliğe maruz bırakılan her nesneye uygulanmalı. Uygulanmalı ki, dumanlı ateşli cinlerin yaşadığı habitat bilim lehine ivme kazansın ve hurafeler diyarlarımızı terk etsin.”

 

Türk Edebiyatının Yaşayan En Güzel Yazarı ve En Yakışıklı Yazarı Araştırmaları Kurumu/Beyoğlu

Talimat: İstiklal Caddesi tramvayı görüldüğünde tuşlu telefonla 814’e basılacak. Magmaya yakın dairelere giriş izni için bilet dağıtan stajyere 38 cent bahşiş verilecek. Aynı sigara dönülecek ve aynı uçuğun iki dudağı istilası sağlanacak.

Vuslata ilerlerken nöronları Kafka Kafka diye bağırıyor. Evet binlerce daire, duvarların ardındaki evrak potansiyellerini görmek için ben olmasına da gerek yok. Tamam, o kitabı okudun Ebuzer Berk, Dava’yı okudun, sahiden hayatı bizzat kitapların kendisi zanneden sığırın teki misin? Ben de öyle düşünmüştüm, sendelememesi için arada tokatlıyorum onu, biraz hızlı yürüyelim. Sorduğu sekizinci mübaşir ona yolu tarif ediyor sonunda. Yazınınızın yaşayan en güzel yazarı ha, ne iri bir bilgi, sonradan bununla ne yapacağını düşünüyor acaba, bayram tatilleri için takvimden tarihleri hesaplayamaz, yazınınızın en güzel yazarını bulursa bayram kendi vücut ölçülerine tıkılacak. Çıkamaz, hıçkıramaz, kusamaz onu, cezbe hâliyle sürekli sallamalı onu bir bebek gibi. Bilgi sindirim ve boşaltım sistemlerinden geçip sondaki ekstra kanalla gene ait olduğu yere, modern bilimin çöplüğüne, zihnine ulaşacak.

Oda burası. Kapıda altın puntolarla “Yazınımızın En Güzel Yazarı” yazıyor. Kalbine sahip çık aslanım, gayemizi unutma, bu yola baş koyduk, bin cehennem köpeği dişlerini bilese de fizik âlemdeki zayıf pençelerimizle söküp alacağız o bilgiyi. Özel mülkiyet onların olsun, iktidar onların olsun, tanrıları onların olsun. Protezleri, dolguları, maaşları için sıraya girsinler, Handan saraydan gelecek lütfu ummayı beşikte bıraktık. Nasılsa yıldızlar kucak açacak bize. Sana sunulan, sıkı dur, kalbini genişlet, sana sunulan bilgiyi kalan elli yedi yılına yayabilir ve onunla beslenmen dahil kendini gerçekleştirmeye kadar birçok ihtiyacını giderebilirsin. Daha ötesi ve katı bir harbin parlak ganimeti. Onunla aranda tek bir kapı. Knock knock, e bir zahmet.

 

Gıcırtı/Sürünmece/Aralığın Kendisinden Sızan Bin Renkli His Locası Sponsorluğu

Öksür ve yutkun, karnın içeride, göğsün ve başın dik. Durumu arz ediyorsun ve gözlüklerinin üzerinden sana bakıyorlar. Bir imtihana girişecekler, tepeden tırnağa süzmeleri seni bundan, google’daki ne kadar civan delikanlısın testleri gibi.

İlk sızı kaburganda, newton’u yanına katmış bir alt sağ kroşe bu. burnun havai fişek gibi karanlığa kızıllık sersin’çün aparkatı tadıyor sonra, gözlerin, alnın, doğru, insanın alnına yumruk yemesi hiç havalı değil, acı dışında bir dış motivasyon salgılayamıyorsunuz, bıraktığınız hasarın sizdeki hasardan fazla olduğu koşullarda bile ebleh gibi görünmekten kurtulamıyorsunuz. Oda da, memurlar da, sen de dönüyorsun, ben tutunuyorum. Manşetlerine  ve yakalarına bakir kanı bulanmış memurlar -onlara bir prensesi korudukları için şövalye desem daha iyi olacak galiba- soluklanarak buldukları ilk yere çöküyor. Ayaktasın. Yiğidim benim, bölüm sonu canavarı mürebbiyem.

Çekmeceden çıkarttıkları turuncu dosyanın üzerindeki tozu elinin tersiyle siliyor en kanlı şövalye, gözlüklerini çıkarıyor bu kez, yakınlarda hazır koko fikri varmış gibi çekiyor burnunu, dişlerini sıkarak uzatıyor sana dosyayı, her şey bir harmoni, içinde silme soytarılar şampanya patlatıyor, avucunda sıkıyorsun, ardındaki şövalyenin ışığı nereden aşırdıysa gözlüğünden yansıyan hâle, dosyanın tam ortasına mavi yeşil karışımı bir renk bırakıyor. Hayli ince, tek nüsha ve tek sayfa. İşaret parmağına yumulup ıslatıyorsun onu, kapağı çeviriyorsun, görünün kendisi kafatasını aşıp duvara isabet ediyor, orayı da aşındırıyor pahalı kimyasallar gibi, merdivenleri çıkıyor, magmadan yukarı tırmanıyor, tramvayı karşılıyor, dünyanın kalanına yapışmadan ve emmeden önce içindeki son özü, emmeden adem yadigarı ateşi, resme daha uzun bakmak istiyorsun, dudakların aralanıyor, değdi ha, güzel uyku çekeceğiz bu kez. Totemin seni kurtarmayacak, totem sensin. Döktüğün terlerin sırtından topuklara inmesine müsaade et, evde seni yumuşacık havlular bekliyor.

 

Kayıp İsrailiyat, Ateşsiz Dumansız Harmanlı Cinlere Dair

Nesilleri tükenmek üzere, fihristin sonuna denk gelişlerinin sebebi bu, eski mülkleri artık harabe, yüksek engizisyondan kaçmayı başarmış birkaçından bahsediliyor sadece. Denilene göre cehennem ateşinden bir fikir tabancası imal etmişler, zemzemle sulamışlar çeliğini, yasaklı cin ağıtlarıyla süslemişler namlusunu, ıskalama şansı yokmuş. Hedefteki kişiyi saplantısının esiri eder, sonunda içindeki bütün sıhhati çeker alırmış.

Bir Cevap Yazın